Ayşegül Yüksel’den Güneşin Sofrasında

Genco Erkal’ın Dostlar Tiyatrosu Serüveni

Kitabın tanıtım yazısını yazmaya başlamadan önce çok kısa birkaç cümle dile getirmek istiyorum. Öncelikle Sayın Zehra İpşiroğlu hocam benden bu kitabın tanıtımını yazmamı istediği zamanlar, hem çok yoğundum, hem de bir an önce kitabı açıp okuyup kitabın tanıtımını yazmak istiyordum… Sonunda, kitabı keyifle okumaya vakit ayırdım ve aynı şekilde yazdığıma inanıyorum. Ben de şu kısacık hayatımın en güzel yıllarında Dostlar Tiyatrosu’nda çalışabilme imkânına nail olmuş bir insan olarak bu kitabın tanıtımını yazabilmenin gururunu taşıyorum adeta… Tıpkı Selçuk Metin’in yönettiği Genco belgeselinde olduğu gibi Beyoğlu’nun, İstiklal Caddesi’nin -benim için- en güzel zamanlarıydı… İnşaat yok, gürültü yok, tiyatrolar, sinemalar açıktı her yerde… İnsanlar kültür-sanata meraklıydı. 2010 yılında İstanbul Avrupa Kültür Başkenti seçilmişti, ne etkinlikler ama ne etkinlikler vardı… Anlatılmaz, yaşanır dedikleri türden… Tabii ben hem öğrenciyim o zamanlarda, hem Genco Erkal’ın yönetmen yardımcısı gibi önemli bir görevi üstlenmişim… Ne mutlu bana! Okuyorum, çalışıyorum, bence hayatımın en verimli dönemiydi. Birçok anım var tabi, ben de anlatsam neredeyse kitap olur, diyebilirim. Gerçekten tam bir kültür yeriydi canım Beyoğlu… Muammer Karaca Tiyatrosu’nun arka tarafında birkaç kez gördüğüm deniz manzarası şimdi inşaat kalıntılarının arasında İstiklal Caddesi’nden korkunç bir şekilde görülüyor. Umarım en kısa zamanda tadilatı biter ve eski günlerine kavuşur Karaca Tiyatrosu ve tabi ki Beyoğlu…Kuru kalabalık değil, kültür sanata meraklı gençler doldursun yine Beyoğlu’nu… Kısaca şunu da eklemek de istiyorum, Marx’ın Dönüşü adlı oyunla Dostlar Tiyatrosu’nda 2009 yılı Ocak ayında stajyer olarak başladım… Onun devamında 2010’da Nazım Hikmet’le 35 yılKerem Gibi de yönetmen yardımcılığına terfi ettim. 2011’de Azizlikler-Nereye Gidiyoruz? ve son olarak 2012 yılında Ben Bertolt Brecht’le Dostlar’daki meslek hayatıma Ankara’da başka bir çalışma hayatına atılmamla ara vermiş oldum… Ara diyorum, hayat bu, belki bir gün uzaktan da olsa, yakından da olsa tekrar çalışma imkânımız olur kimbilir… O günleri hiçbir zaman unutamam, ama ne o günler geri gelecek, ne eski biz, ne de eski Beyoğlu… Hepimiz yaşlanmışız adeta, yaş olarak değil, ruhen… Bu kitabı okurken ben de geçmişe bir yolculuk yaptım adeta, kendi gençliğime, kendi heyecanlarıma, pırpır atan yüreğime döndüm… O heyecanlı genç kızın elini tutmak istedim ki bana yorulsa bile mücadeleden vazgeçmeyen insanlarla çalışmanın verdiği umudu aşılasın… Sizlere de sayın Ayşegül Yüksel Hoca’mın kitabı aracılığıyla Genco Erkal’ın ne zorluklar yaşayarak, ne dağlar, tepeler aşarak bu noktaya gelip 2019’da sanat hayatının 60. yılını kutlama gururunu taşıyabildiğini anlatmaya çalışacağım. Darısı gönlünde sanat aşkını kaç yaşında olursa olsun Genco Erkal gibi taşıyanlara!

güneşin sofrasında kitap kapağı
Güneşin Sofrasında kitap kapağı.

Kitap elime pandemiden önce 2019 yılının Kasım ayında Genco Erkal’ın sanatta 60.yılını kutladığımız Pera Müzesi’nde geçmişti. Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan bu kitapta, Prof.Dr.Ayşegül Yüksel, önce Genco Erkal ile daha sonra Dostlar Tiyatrosu ile olan tanıklığını ve tanışıklığını dile getirmektedir. On üç bölümden oluşan bu kitabın giriş bölümünde Ayşegül Yüksel, bu kitabın kendisi için de diğer çalışmalardan farklı olduğunu anlatır; önceki çalışmalarında Yüksel’in kendi deyimiyle “kendisinden önceki kuşağın insanları” olan Melih Cevdet Anday ile Haldun Taner yer almaktayken, burada kendi kuşağı olan Genco Erkal ve Dostlar Tiyatrosu serüvenine nasıl, ne zaman başladığını anlatırken, otuz yılı aşkın tanışıklıklarının vermiş olduğu mutluluğu görüyoruz Yüksel’in satırlarında. Dostlar’ın bir parçası Ayşegül Yüksel… O aidiyeti çok net hissedebiliyoruz satırlarında. Birlikte dostluklarına tanıklık ediyoruz. “Öndeyiş” adını verdiği bölümde Genco Erkal’ın sanat hayatına başladığı dönemlere gidiyoruz. 60’lı yılların ülkemizdeki politik hareketliliğinden kısaca söz ederek Genco Erkal’ın her zaman “Ustam, Hocam” dediği Yıldız Kenter ile beraber çalışmaya başladığı Çöl Faresi adlı oyunundan söz ediyor Yüksel ve tiyatro hayatına bu oyunla atılıyor Genco Erkal. Bunun elbette öncesi de var, Ayşegül Yüksel kitabın birinci bölümünde Genco Erkal’ın tiyatro sanatındaki ilk yıllarından söz ediyor. Eşzamanlı olarak Ayşegül Yüksel kendi yazın serüveninden de söz ederken, Dostlar Tiyatrosu’nun, Genco Erkal’ın da serüvenine birebir tanıklık eden kendisi gibi eleştirmenleri anmadan geçmiyor: Zehra İpşiroğlu, Dikmen Gürün, Seçkin Selvi ve Zeynep Oral. 

Birinci bölüme geldiğimizde, “Genco Adında Genç Bir Oyuncu” başlığını görmekteyiz. Öncelikle, Yüksel’in giriş bölümünde yaptığı gibi, Genco Erkal’ın sanata katıldığı dönemde ülkenin politik durumuna dair genel bir çerçeve çizdiğini görüyoruz. Dönemin siyasi hareketliliği, nasıl ki edebiyata, kültüre yansıyorsa, tiyatro sanatına da yansıdığını görüyoruz. Yüksel, 1969 yılında kurulan Dostlar Tiyatrosu’nun da “toplumcu gerçekçi” ile “devrimci” bir düşünceye sahip olduğunu söylüyor. Yine bu bölümde, Genco Erkal’ın ilk tiyatro deneyimini Kenterler’de görüyoruz ve hatta kendisinin Muhsin Ertuğrul’un teklifiyle bu role davet edildiğini öğrenmekteyiz.  Daha sonra farklı yabancı yazarlar ile devam ederken; bir yandan Kenterler bir yandan da Muammer Karaca Tiyatrosu tecrübesi ele alınıyor. İlk oyunculuk, daha sonra ilk yönetmenlik tecrübelerini anlattığı bölümde oyunlar isimleriyle belirtiliyor -ki ben özellikle yazmadım. Ayşegül Hocam çok güzel anlatmış, kendisinden okumanız daha doğru olur-. 

Yüksel, Erkal’ın tiyatroda adım adım yükselişinden bahsederken birden bizi geriye götürüyor: işte Galatasaray, Robert Koleji yılları ile Genç Oyuncular dönemi. Burada Erkal’ın aile yaşantısına yakından bakıyoruz, aynı zamanda lise yıllarında hangi yazarların oyunlarında yer aldığını; Genç Oyuncuları ve Genco Erkal’ın tiyatro hayatında yanında olacak “dostlar”ını bu dönemlerde tanıdığını; profesyonel oyunculuğa da bu dönemlerde başladığını okuyoruz Yüksel’in satırlarında… 

60’lı yılların ortalarına doğru Genco Erkal Türk Tiyatrosu’nun önemli isimleri Engin Cezzar, Gülriz Sururi ile beraber oynama şansına erişiyor. Aynı zamanda, Haldun Taner ile tanışması, Genco Erkal’ın Keşanlı Ali Destanı oyununu başarılı bir şekilde yönetmesi ve oyunda yer alan İzmarit Nuri ile Politikacı rolünde başarılı oyunculuğu da kitabın dikkat çeken noktalarından biri. 

Genco Erkal’ın askerlik yıllarına gidiyoruz, Ankara’nın Çinçin Bağları’nda “yedek subay öğretmenlik” yaptığı yıllara… Burada Ankara’nın tiyatro hayatına getirisini görmek çok mümkün. Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) ile daha önceden tanıştığı Asaf Çiyiltepe ile yeni bir tiyatro deneyimine atılıyor Erkal. Yüksel, burada, Erkal’ın uzun yıllar -hatta benim de izleme şerefine nail olabildiğim- Bir Delinin Hatıra Defteri nin yapım sürecinden söz ediyor. Erkal’ın ilk “Deli” deneyimini okurlarla paylaşıyor. Elbette ki Genco Erkal’ın bu rolü başarılı oynamasının önemli bir nedeni de kendisinin Psikoloji okuması. AST’ta başlayan ve uzun yıllar devam edecek Bertolt Brecht deneyimini görüyoruz kitapta. Başarıdan başarıya koşan Erkal, başarı katmanlarına bir de “vazgeçilmez yazarlarım” diyeceği Brecht’i ekliyor. AST’ta birçok oyun oynuyor Erkal. Askerlik görevi bitince, Erkal’ın, yurtdışı tiyatro gezileri ve tecrübelerini anlatıyor Yüksel. Kitabın birinci bölümünü Ayşegül Yüksel, Erkal’ın tecrübeleri ve dünyayı kasıp kavuran 68 kuşağı hareketinin bizdeki etkisine değinerek bitiriyor. 

“Dostlar Tiyatrosu Kurumlaşırken” başlıklı ikinci bölümde ise, tiyatromuzun altın çağı olarak kabul edilen 60’lı yıllara değiniyor Yüksel. 1969 yılında kurulan Dostlar Tiyatrosu’nun kurucuları Genco Erkal, Mehmet Akan, Şevket Altuğ, Arif Erkin, Nurten Tuç ve Ferit Erkal’ın öncelikle bir Anadolu tiyatrosu yapma projesinden söz ediyor. Sadece tiyatro oyunu sergilemek değil, aynı zamanda ücretsiz kurslar açarak gençlere tiyatro eğitimi vermek, işçi haklarını savunmak gibi önemli toplumcu görevlerinin olduğunun da altını çiziyor Yüksel. 

Üçüncü bölüm “Dostlar Köklü Atılımlar Yapıyor (1969-1972)” başlığını taşıyor. Dostlar Tiyatrosu’nun ilk oyunları, ilk tecrübeleri anlatılıyor bu bölümde. Seyirciler, eleştirmenler tarafından beğenilen, beğenilmeyen oyunlar detaylı bir şekilde anlatılmış. Dostlar Tiyatrosu’nun vazgeçilmezlerinin başlangıcı burada anlatılıyor, epik tiyatro, belgesel tiyatronun ilk örneklerini bu bölümde görüyoruz. Üst üste elde ettikleri başarıların, başarıların devamını getirmekte olduğu açık bir şekilde görülür. Bu bölümün mottosu Dostlar Tiyatrosu yapımlarının ‘eğlendirerek düşündürme’ mesajını seyirciye vermesidir. Elbette Mehmet Akan’ın yerli oyun oynama isteğinin altının çizilmesi de Dostlar Tiyatrosu’nun başarısının altını çizmektedir. 

Dördüncü bölümde Ayşegül Yüksel uyarlamalara değiniyor: “Uyarlamalar: Aziz Nesin’den Max Frisch’e”. Genelden özele doğru ilerliyor Yüksel. Elli yıllık sanat hayatlarını kapsayan dönemde Dostlar Tiyatrosu’nun uyarlamalarda ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor bizlere. Farklı tiyatro mekânlarında yerli ve yabancı yazarların uyarlamalarının önemini vurguluyor. Önceki bölümlerde bu ayrıntıya değinmemiştim, ancak bu bölümde vurgulamak istediğim bir detay var: özel tiyatroların ekonomik krizi burada anlatılıyor ve Genco Erkal’ın o döneme ait söyleşilerinden kesitler de yer alıyor. Dördüncü bölümde yer alan önemli bir alt başlık ise ‘Dramatik eklemleme/ dramatik kolaj’ dır. Bir başka uyarlama çeşidi olarak anlatıyor Yüksel bize bu kavramı. Genco Erkal’ın farklı yazarları bir araya getirerek yaptığı bir çalışma olduğunu anlatıyor. Ayşegül Yüksel, dördüncü bölümünü bitirirken bizlere bundan sonraki bölümlerin 1970 ve günümüz arasında İstanbul’un Avrupa yakasındaki tiyatro salonlarında geçeceğini belirtiyor. 

Geldik beşinci bölüme… “Dostlar’ın Belgesel Yolculuğu”…na davetliyiz burada. Benim de ilk seyrettiğim belgesel oyun Sivas ‘93’tür.  O zamanlar Genco Erkal ile çalışmıyordum, ama seyircinin Sivas ‘93’e ilgisi o kadar fazlaydı ki bilet bulmam neredeyse imkânsızdı… Muammer Karaca Tiyatrosu’nun balkon en arka sırasının en köşesinde bir ay önceden aldığım bilet ile ilk belgesel oyunla tanışmam başlamıştı. Daha sonra Sivas ’93 kaydı için yine Karaca’da bulunacaktım. Ben de kitaba devam etmeden bir anımı eklemek istedim buraya. Yerli ve yabancı belgesel oyunlara dair örnekler gözümüze çarpıyor. Bu bölümde ağırlıklı olarak Sivas ’93 konu edinilmiş.

“Türk Yazarların Oyunları Sürüyor” adlı altıncı bölümde, daha önceki bölümlerde yer alan yerli yazarların ve sahnelemelerin isimlerine yeni yerli yazarlar eklenmiş. Burada uyarlamalar değil, yerli yazarların metinlerinin Dostlar Tiyatrosu’nda sahnelenmesi üzerinde duruluyor. Tiyatronun yaşadığı maddi sıkıntılara vurgu yapılıyor. Salonsuzluk ve kadrolu oyuncu sıkıntısının tiyatro bütçesini zorladığını söylüyor. 

Ayşegül Yüksel 7. Bölümünü  “Intermezzo” olarak adlandırıyor. Bir “ara gösteri” olarak tanımlıyor bu bölümü ve Dostlar Tiyatrosu’nun tiyatro yapıtlarından seçtiği şarkılardan örnekler veriyor. Oldukça hoş. Yerli ve yabancı yazarların eserleri bu bölümde de yer alıyor, ancak sadece metin içinde yer alan şarkılarla.

Sekizinci bölüm “Théâtre de Liberté ile Dostlar’ın Buluşması”. Yüksek lisans tezimi yazmam sırasında Genco Hocam ve sayın Hasan Anamur Hocamın sayesinde Mehmet Ulusoy ile tanışma fırsatına erişmiştim. Aimé Césaire’in tiyatrosunu çalışırken Mehmet Ulusoy’dan yola çıkmıştım, Genco Hoca bahsetmişti. Gerçekten çok verimli olmuştu. Benim de Mehmet Ulusoy ile tanışıklığım Genco Hoca sayesindedir. Ayşegül Yüksel önemli yönetmen Mehmet Ulusoy’un Dostlar Tiyatrosu’yla ilk çalışmasının Bertolt Brecht’in Kafkas Tebeşir Dairesi olduğunu söylüyor. Bu oyunun önemli bir değeri de masklarını yapan Kuzgun Acar. Bu bölümde Ulusoy’un oyun hazırlama sürecine dair bilgiler veriliyor. Aynı zamanda farklı eleştirmenlerin yorumları aracılığıyla oyunu ele alıyor. Mehmet Ulusoy’un diğer çalışmaları da Kafkas Tebeşir Dairesi’ nde olduğu gibi detaylı bir şekilde anlatılıyor. Aynı zamanda, Genco Erkal’ın Fransa tecrübesini de bizlere veriyor Yüksel. Erkal’ın Fransa’daki başarısının, yabancı dilde oyun oynamasının altı çiziliyor burada. Aynı zamanda Ulusoy ve Erkal’ın röportajından bir kesit veriyor Yüksel. Oldukça ilginç, okunması gereken, okundukça iki ustaya da hayranlığımın gittikçe arttığı bir yer olmuş burası. Ve Genco Erkal’ın Avignon Festivalinde ilk oyunculuğu: Nereye Jéremie? Fransa’da Mehmet Ulusoy ile çalışırken aldığı bir teklifle bu oyunda yer alıyor Erkal. Yirmi sekiz ayrı rolü oynuyor bu oyunda. Oyunu birebir izleyebilme imkânına sahip olan Zeynep Oral’dan alıntı veriyor Ayşegül Yüksel. Biz onun gözünden Genco Erkal’ın kendi oyunculuğunu ne kadar üst noktaya taşıdığını görebiliyoruz. 

Dokuzuncu Bölüm: “Genco’nun Brecht’le Dansı”. Bizim kuşağın vazgeçilmez ismi Brecht’in ve benim Dostlar Tiyatrosu’ndaki son çalışmam olan Ben Bertolt Brecht’in olduğu bölümdeyiz. Neredeyse elli yıldır Brecht’le beraber olan Dostlar Tiyatrosu’nu görüyoruz. Farklı Brecht oyunları sahnelenirken, bir yandan da Brecht’ten yola çıkarak yapılan uyarlamalar da gözümüze çarpıyor. Brecht’in Genco Erkal için önemi burada vurgulanıyor. Brecht Kabare’den Ben Bertolt Brecht’e uzanıyoruz: “Zeliha Berksoy’dan Tülay Günal’a” başlıklı alt bölümde, Zeliha Berksoy’un oyunculuğu ve benim de yönetmen yardımcılığını üstlendiğim Ben Bertolt Brecht’te çok sevgili Tülay Günal’ı görüyoruz. Sahnelemeye dair detaylar içeriyor bu bölüm. Keyifle okuyorum bu bölümü. Zehra İpşiroğlu’nun oyuna dair notlarını da alıntı şeklinde veriyor Ayşegül Yüksel, bu bölümü zenginleştiriyor. 

“Genco’nun Tiyatroculuğunun Nazım Damarı” adlı onuncu bölümdeyiz. Kitabın son üç bölümünden biri… Yine uzak bir geçmişe dönüyoruz, Dostlar’ın Ümit Tiyatrosu dönemine götürüyor bizi Ayşegül Yüksel. 1975 yılında şiir-tiyatro – bir ilk- olarak Genco Erkal’ın tasarladığı Kerem Gibi büyük beğeni topluyor. Genco Erkal’ın Nazım’la serüvenine tanıklık ediyoruz bu bölümde. Nazım’la nasıl tanıştı, nasıl karar verdi şiirlerini tiyatrolaştırmaya… Kerem Gibi’de yer alan Nazım şiirlerinin birkaçını veriyor Ayşegül Yüksel okurlarına. Serüveni uzun yıllar sürecek olan İnsanlarım da burada karşımıza çıkar. Ben de birkaç kere hayranlıkla izleyebilmiştim, keşke yine oynasa dediğim güzel oyun… Ayşegül Yüksel İnsanlarım’ı ve Genco Erkal’ın Nazım Hikmet’le olan yolculuğunu çok keyifli bir anlatımla dile getirmiş. Ve elbette Genco Erkal’ın Nazım Hikmet’le yolculuğu uzun yıllar sürdü/ sürüyor ve sürecek gibi de görünüyor, örneğin Yaşamaya Dair hâlâ oynuyor. Bu yolculuk onuncu bölümde yer alıyor. Nazım Oratoryosu, “Nazım’a Armağan” gibi önemli çalışmalarıyla da Genco Erkal’ı Ayşegül Yüksel’in anlatımında görüyoruz. Nazım Hikmet’le 35 yıl-Kerem Gibi oyunu -benim ilk yönetmen yardımcılığı tecrübem-  belgesel tiyatro ve şiiri buluşturan bir şaheser olarak sahnede yerini alıyor. Ayşegül Yüksel oyuna dair güzel detaylar veriyor burada. Ayşegül Yüksel’in burada çarpıcı bir cümlesi var “Başka Nazım yok, biliyorsunuz. Başka Genco Erkal da…” Katılmamak mümkün mü bu güzel söze? Daha sonra Ali Paşa Han’da yine Nazım’dan uyarlayarak oyunlaştırdığı Yaşamaya Dair’i görüyoruz. Ayşegül Yüksel, Genco Erkal’ın farklı açıkhava tecrübelerini dile getiriyor; Ali Paşa Han’ın da Genco Erkal için önemini vurguluyor. Bu bölümün alt başlığında biz “Nazım’la Brecht baş başa Güneşin Sofrasında” adlı oyuna dair Yüksel’in yazısını okuyoruz. Bu oyun da bir açıkhava oyunuydu. Ne mutlu bana ki bu iki açıkhava yapımını da Ankara’dan gidip seyredebilme imkânım oldu.

Kitabın sonuna yaklaştığımız on birinci bölümdeyiz: “Dünya Yazarlarından Oyunlar Sürüyor”. Bu bölümde Dostlar Tiyatrosu’nun İstiklal Caddesi’nde yer alan Muammer Karaca Tiyatrosu’ndaki misafirliğini okuyoruz. Yaklaşık yirmi üç yıl süren bu kiracı olma durumu 2013’te tamamen bitiyor ve Dostlar için gezici tiyatro dönemi başlıyor. Dünya çapında birçok yazarın eserleri Karaca Tiyatrosu’nda sahneleniyor, ses buluyor. Ayşegül Yüksel, Karaca Tiyatrosu’nda sahnelenen oyunları yönetmeni, oyuncusu, dekor ve ışık tasarımcısına kadar titiz bir şekilde ele alıyor. 

On ikinci bölüm “Deli’den Merhaba’ya Ulaşan Tek Kişilik Oyunlar/Gösteriler” başlığıyla karşımıza çıkıyor. Ayşegül Yüksel tiyatromuzda tek kişilik oyun dendiğinde akla Genco Erkal’ın geldiğini söylüyor en başta. Deli rolünü Genco Erkal’ın kuşaklar arasına aktardığını dile getiriyor, anneannesi, annesi, yaşıtları, kızı ve hatta torunlarının bile izleme fırsatı olmuş. Benim Dostlar’la ilk çalışmam olan Marx’ın Dönüşü adlı oyunu anlatıyor Yüksel. Belki de en zor çalışma dönemim, çünkü hiçbir şey bilmiyorum ama çok meraklı ve heyecanlıyım, böylesine büyük bir ustanın yanında staj yapma imkanım olabilmiş. Bu büyük şans! Bu konuda kendime dair bir şey itiraf etmeliyim ki, oyunu hazırlama sürecinde ben sadece oyunu hazırlamaya yardım ediyormuşum, oyunu yıllar yıllar içinde farklı zamanlarda izlediğimde işte şimdi anladım diyebilmiştim… Hoş, şunu da eklemeliyim, ben iki bölümü aynı anda okuyordum, çift anadal yaptığım için, Genco Hoca bana burası senin üçüncü üniversiten dediğinde içimden evet demiştim, çok gurur duymuştum, ama yıllar sonra bile diyebiliyorum ki kesinlikle üçüncü üniversitem, o kadar çok şey öğrenebilmişim ki Genco Hoca’dan…Sadece tiyatro, sanat değil, insan olmaya dair de, hayata dair de çok şey öğretti bana…Üzerimdeki emeklerini asla ödeyemem.

Kitaba geri dönecek olursak, Marx’ın Dönüşü oyununu detaylı bir şekilde anlatıyor Yüksel, yine beni geçmişe götürerek tabi… Ve elbette Azizlikler –Nereye Gidiyoruz? adlı çalışmasını da, benim yönetmen yardımcılığını yaptığım önemli bir oyun. Nazım gibi, Brecht gibi, Aziz Nesin de Genco Erkal’ın hayatında çok önemli bir yere sahip. Nesin’in yazıları ve Erkal’ın oyunculuğu anlatılıyor burada. Aziz Nesin’den, Haldun Taner, Nazım Hikmet ve Bertolt Brecht’ten uyarladığı Merhaba ise son yıllara damgasını vurmuş tek kişilik bir Genco Erkal oyunculuğu. Ayşegül Yüksel bu eseri de detaylı bir şekilde okurlarına sunuyor. Erkal’ın sanat yaşamının altmışıncı yılı; Dostlar Tiyatrosu’nun kuruluşunun ellinci yılı şerefine Merhaba oyununu oynadığını söylüyor Yüksel. 

Yüksel, on iki bölümde Dostlar’ın serüvenini detaylı bir şekilde ele alarak, bizi okurken farklı heyecanlara sürüklüyor adeta. Bu on iki bölüm boyunca Genco Erkal’ın oyunlarını, kendisini daha objektif bir çerçevede görürken, “Genco Erkal Adlı Tiyatro İnsanı” adlı on üçüncü bölümde -Ayşegül Yüksel’in kendi deyimiyle eleştirmenlik görevini yerine getirerek- Genco Erkal’ın nasıl bir tiyatro sanatçısı olduğunu öznel bir biçimde kaleme alıyor. Yeteneğin, eğitim, görgü ve birikimle bir araya geldiğini ve bu özelliklerin Erkal’da birleştiğini vurguluyor Yüksel. On iki bölümün kısa bir özetini yapıyor, bir senteze varıyor adeta Yüksel burada. Genco Erkal’ın daha sonraki nesillere bıraktıklarından söz ediyor; seyircinin beğenisini nasıl kazandığını, nasıl takdir gördüğünü anlatarak noktalıyor bu bölümü. “Tiyatromuzun 1960’lardan bu yana yazılmış tarihini oluşturanlar arasında en ön sırada yer alıyor.” diyerek Genco Erkal’ın tiyatromuzdaki yeri ve öneminin de altı çiziliyor.

Sondeyiş bölümü Erkal’ın altmışıncı sanat yılını ve Dostlar’ın ellinci yılını kutlayarak tamamlanıyor. Ek-1 bölümünde ise Dostlar Tiyatrosu’nun yıllara göre tüm oyunları verilmiş; Ek-2 de Dostlar Tiyatrosu’nda bugüne kadar yer almış oyuncuların isimleri karşımıza çıkıyor; Ek-3 ise Genco Erkal-Dostlar Tiyatrosu ve sanatçılarının kazandığı ödülleri gösteriyor. Son olarak Kaynakça, Dizin ve Oyun Dizin bölümleriyle kitabın sonuna geliyoruz. 

Sonuç olarak şunu söylemek yerinde olacaktır. Bu çalışma Türk Tiyatrosu tarihi açısından oldukça önemli bir yere sahip. Ayşegül Yüksel Hocamız, Genco Erkal’ı ve Dostlar Tiyatrosu’nu, çalışmalarını, oyunlarını kaleme alarak yapıtlara bir ölümsüzlük kazandırmış adeta. Dönemin oyunları ile oyuncuları, Genco Erkal’ın tiyatroya başlaması, tiyatro serüveni, yaşadığı zorluklar… Biz Genco Erkal’ın sanatta 60 yılının bir  panoramasını görüyoruz adeta. İnce ince işlenmiş bu kitapta Erkal’ın tiyatro yolculuğuna tanıklık ediyoruz. Sadece Erkal değil, aynı zamanda Türk Tiyatrosu’nun önemli bir özel tiyatrosu olarak Dostlar Tiyatrosu ve prodüksiyonlarının da değerini gözler önüne seriyor Yüksel. Son bölümlerdeki dizin ve oyun dizini kısmını ayrıca şahsi olarak çok beğendiğimi dile getirmek istemekteyim. Bu tür çalışmaların en can alıcı noktası araştırmacılar için kaynakça, dizin ve oyun dizini kısmı. Tek tek metin içinde araştırmaktansa, bizi istediğimiz hedefe yöneltmesi açısından da oldukça başarılı buluyorum. 

Her iki ustamıza, her iki Hocaların Hocası’na bu eserle tanıklık etmek büyük keyif oldu. Genco Erkal’ı Ayşegül Yüksel’in kaleminden okuyabilmenin tadına herkesin varmasını dilerim. 


Bu kitap tanıtım TEB Oyun Dergisi’nin 46. sayısında yer almıştır. Sayının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Yazar Hakkında / Ece Yassıtepe Ayyıldız

Lütfen birkaç kelime yazıp Enter'a basın

TEB Oyun sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et