Hiçbir Şeyden Nasıl “Bir Şey” Olursun?

Ankara’da Bir Thom Pain Uyarlaması

Amerikalı yazar Will Eno‘nun “modern bir zihnin monologları” olarak düşünülen Thom Pain (based on nothing) oyunu, ilk kez sahnelendiği 2004 yılından itibaren sahnelerin tozunu attırmaya ve seyirciyi sarsmaya devam ediyor. Oyunun Türkçe uyarlaması ise Thom Pain / Hiçbir Şey ismiyle 2016’dan itibaren Ankara Çankaya Sahne‘de Bora Karakul tarafından performe ediliyor. Joan Marcus’un (2018) “Beckett ile Joyce’un aşk çocuğu” olarak tanımladığı Thom Pain, Ankara’da lokalize edilmiş doğaçlamaları, modernist taşlamaları ve duygusal gelgitleriyle karanlık, yenilikçi ve sorgulayıcı bir tiyatro deneyimi vaadediyor.

Peki onu “yenilikçi” kılan tam olarak ne? Belli başlı dramlara, iyi bilinen klasik yazarların her seferinde biraz biraz değiştirilse de temelde aynı kalan alışıldık sahnelemelere aşina ve tiyatro izleme kültürünü amiyane tabirle “elitist olmanın gereklerinden biri” olarak algılıyormuş görünen Çankaya seyircisi için Thom Pain neden bu kadar rahatsız edici bir oyun? Öyle aşikâr biçimde rahatsız edici ki bazı kısımlarda sesli şekilde “Deli midir nedir?”, “Ne yapıyor bu?” gibi tepkiler vermekten ve hatta Bora Karakul’la basbayağı ağız dalaşına girmekten geri kalmıyor. Örneğin Karakul oyunun temel repliklerinden biri olan “Sizi sevmemi ister miydiniz?” repliğini birkaç kere tekrarladığında seyircilerden biri açıkça ve oldukça alayla “Hâşâ” diye cevap verebiliyor.

Klasik dramatik anlatının aksine dil, zaman, mekân ve karakterizasyon gibi unsurların tümünü kıran ve oyuncu-seyirci ilişkisini manipüle ederek sorgulamaya açan Thom Pain; özünde modern bir zihnin kendini oyma, gösterme, gizleme ve anlatma çabasını ortaya koyar. Thom Pain’in çocukluk deneyimleri, içsel imgeleri, âşık olma anıları gibi öznel anlatılarının yanı sıra seyirciyle temas noktaları da yaratan oyun, sadece bir dinleti olarak seyirciye hitap etmez; adeta onu hissetmeye, düşünmeye ve sorgulamaya davet eder. Oyunda bütün hikâyeler ve yapının kendisi parçalanmıştır, seyirciyle kurulan ilişki de bütünlüğünü kaybetmiş ve kurgulanan bir belirsizlik alanına sürüklenmiştir. Oyunun başından itibaren seyirci, açıkça duygusal uyaranlar tarafından tahrik edilir; korku, umut, acı, ölüm, varoluş çabası gibi evrensel temalar hakkında düşünmeye yönlendirilir ve bu temasların her biri, seyircinin beklentisinin kırılmasıyla sonuçlanır. Bu yapısal yenilik, oyundaki parçalanmış ama hâlâ vurucu hikâyelerin tahrik ediciliğiyle belirgin bir hale gelir ve seyircide bir “tuhaflık” duygusu yaratması muhtemeldir.

Thom Pain / Hiçbir Şey oyununda Bora Karakul.

Burada sorgulanması gereken nokta, altını çizdiğim “tuhafsama” durumunun Thom Pain sahnelemelerinde genel olarak seyircide gerginlik, korku, kafa karışıklığı, kaygı, üzüntü gibi duyguları; Türkiye’deki uyarlamadaysa bunların yanında kimi zaman kızgınlık, küçümseme, karşı çıkma gibi beklenmedik tepkileri meydana getirmesidir. Üstelik Karakul’un oyunu uyarlama ve sahneleme tekniğinde büyük hatalar ve orijinal metinden önemli sapmalar yokken.

Öyleyse Thom Pain karakterine ve oyunun genel evrenine biraz daha yakından bakmak önemli olabilir.

Thom Pain, kendi ifadesiyle “sadece deneyen” (Eno, 2005, s. 17) ve acı çeken (Marcuss, 2018) bir insandır ve Thom’un dünyası da aynı şekilde  acı çeken, korkuyla dolu, sürekli hayal kırıklıkları ve kaygı yaratan bir dünyadır. Bu dünya modern zihinleri parçalayan ve boğan bir tür düzen, bir tür sistem gibidir ve içinde yaşamak için daima bu bölünmeye, ezilmeye, susturulmaya, korkutulmaya maruz kalmak mecburidir. 

Thom’un dünyası nasıl bir yerdir? 

Thom’un dünyası, çocukluğun bittiği ve ne zaman bittiğinin hatırlanmadığı bir yerdir. Bu yüzden Thom seyirciye “Çocukluğunuz ne zaman sona erdi?” diye sorar ve kendi çocukluğunun bitişini parça parça pasajlar halinde anlatır, muhtemelen ancak bu kadarını yapabildiği için. Kısaca bahsetmek gerekirse Thom Pain’in çocukluğunda bir köpek, onun köpeği, bir su birikintisinden su içerken suyun içindeki elektrik telinden yayılan elektriğe maruz kalmış ve hayatını kaybetmiştir. Thom’un dünyasında ailesi bu kaybın asla farkına varmaz, daha doğrusu kimse farkına varmaz ve acı, karanlığın içinde sessizce bastırılır. Kimsenin bir tavrı veya fikri yoktur, olanlar da çoktan susturulmuştur. Yiyeceklerin zehirli olup olmadığı korkusundan hiçbir şey yapamadan ölme korkusuna kadar her şey endişeyle doludur. Bütün güzel şeyler, aşk bile, yoksulluk ve yoksunluk içinde sona ermektedir. Neyin gerçek olduğu neyin hikâye edildiği öylesine muğlak hale gelmiştir ki seyirci de Thom’un anlatısında bunları birbirinden ayırt edemez. Canlı hissetmek için bile korku duyulan bir dünyada her şey korkuyla yapılmaktadır ve tam da bu yüzden, Thom’un monoloğunun temelinde bile seyirciyi korkutmaya çalışmak üzerine bir oyunsuluk vardır. Acı çeken insanlarla dolu bu acı verici dünya, Thom’un dünyası, Eno’ya göre modern insanın dünyasıdır. Ve Thom bütün korkuları, parçalanmışlığı, deliliği ve bilgeliğiyle, kendini seyirciye açan bir modern zihnin yankısıdır.

Ama bu modern zihin, oyunda söylendiği gibi, derinlikleriyle birlikte bataklarla, boşluklarla ve karanlıklarla doludur ve hangi parçanın öznenin kendisine, hangisinin ona dayatılanlara ait olduğu artık ayırt edilememektedir. Thom’un bütün davranışları, sözleri ve söylemleri, çok derinlere işlemiş ve aslında düzen tarafından yaratılmış ya da zorunlu kılınmış bir ikiliği yansıtır. Sahnede bir tarafta gülen, oyunlar vaadeden, şakalar yapan; diğer tarafta inleyen, bağıran, acı çeken ve ne yapacağını bilemeyen bir Thom vardır. Bu muğlaklığın kendisi de saçma ve korkutucudur, çünkü geriye kalan tek şey odur, absürdlüğünden çok ürkütücülüğü vurgulanan koca bir hiçlik. 

Bu noktada “peki ama nasıl”, diye sorar oyun. Bütün bu hiçbir şeyin ortasında veya içinde, ben nasıl ben olurum veya eğer olmam mümkün değilse, zaten olduğum şeyle nasıl yaşarım? Dünya bunca acıyla, problemle, felaketle ve çöple doluyken?

Thom Pain’in bu soruya cevabı cesarettir. Varolmaya, yaşamaya, kendin olmaya ve aramaya, kısaca “denemeye” karşı bir cesaret. Eno hiçliğe ve korkuya karşı, alışılanın aksine, sevgi ve aşk gibi yüceltilen şeylerin hiçbirini koymaz. Bunlar onun dünyasında diğer her şey gibi altı oyulmuş, sona ermiş, sonundan sonrası yaşanan ve korkuyla el ele giden duygulardır. Umuda sıra gelince o da tamamen tükenmiş ve geride bir tür sıkıcı rutin, bir boşluk bırakmıştır. Oysa cesaret, insanı hâlâ canlı hissettirebilecek ihtimallerin kapı bekçisidir. Bu nedenle Thom’un “hiçbir şey” mevcudiyetinde modern bir dünyada verdiği mesaj, denemeye cesaret etmek ve korkudan korkmaktan vazgeçmektir.

Thom Pain / Hiçbir Şey oyunundan bir kare.

Bora Karakul’un Ankara’daki Thom Pain uyarlaması, Thom Pain’i ve dünyasını Thom gibi evsizlerle dolu “modern” Amerika sokaklarından alarak Türkiye iklimine taşır. Türkçe uyarlamada Karakul, oyunun tedirgin edici ve kışkırtıcı doğasını muhafaza ederek gerçeklik denen şeyin tamamını bir taşlamaya ve sorgulamaya maruz bırakır. İzlenimlerime göre, yukarıda da belirttiğim gibi, oyunda seyirci, bu taşlamanın ve “şeyler hakkında düşünmeye davet”in karşısında belirsizliğe duyulan korkuyla birlikte sinirliliğe yakın gergin bir ruh hali içindedir. Thom Pain’in ve onun dünyasının gerçekleri, acıları ve korkuları, sonrasında verilen cesaret mesajı Türkiye’de neden Amerika’dan farklı tınlar? Cevap Türkiye’deki seyircinin bu tarz konular hakkında uyarılma veya düşünme ihtiyacının, dahası düşünebilme rahatlığının farklılaşıyor olmasında yatıyor olabilir. Sadece “cesaret etmek” temasının bile özellikle Ankara gibi bir yerde, Türkiyeli seyircide Amerika örneğinde belki o kadar kanıksanmamış bir siyasi korkuyu tetiklemesinden kaynaklanıyor da olabilir. Tam da korku ve acı odağında düğümlenen bir anlatının Ankara’da bazı noktalarda bu şekilde ters tepmesi tesadüf olmayabilir.

Ayrıca oyunun “itaat” ve “hayatın rutinlere gömülmesi” gibi evrensel temalarının da  Türkiye’nin güncel siyasi gerginliğinde oyunun diğer gösterimlerinden daha farklı karşılıklar bulduğu fikrindeyim. Nitekim bu taşlamalar seyircide düşünme ve odaklanmanın aksine çoğu pasajda kıpırdanmalar, söylenmeler ve dağınıklık yaratıyordu.

Bu, bana Türkiye’de hiçbir şey ve “nasıl” hakkında düşünmenin belki de o kadar da alışıldık bir pratik olmayabileceğini ve kendi kendini parçalayarak bir olmaya çalışan bir öznenin serzenişlerle dolu sorularının seyircide olgunlukla karşılık bulmasının ne kadar zor olabileceğini düşündürüyor. Dolayısıyla Karakul’un uyarlaması, bize “nasıl” sorusunu Türkiye’de nasıl soracağımızı ve kendini arayan modern zihinlerin acı dolu dünyalarından nasıl bahsedeceğimizi düşünme gerekliliği üzerine de bir uyarı niteliği taşıyor.

Kaynaklar:

1) Eno, W. (2005). Thom Pain (based on nothing). Dramatists Play Service.

2) Marcus, J. (2018, November 11). Theater Review: ‘Thom Pain (Based on Nothing)’. The Hollywood Reporter. Retrieved May 15, 2023, from https://www.hollywoodreporter.com/news/general-news/thom-pain-based-nothing-theater-review-1160164/

3) Marcus, J. (2018). “Thom Pain (based on nothing) Review: Michael C. Hall Shines.” Variety. Erişim tarihi: 15 Mayıs 2023, https://variety.com/2018/legit/reviews/thom-pain-based-on-nothing-review-michael-c-hall-1203025969/.


Bu yazı TEB Oyun Dergisi’nin 2023 Bahar / Yaz (47/48) “Nasıl?” konulu özel sayısında yer almıştır.

Yazar Hakkında / Melisa Yılmaz

Lütfen birkaç kelime yazıp Enter'a basın

TEB Oyun sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et