Ses ve Sessizlik: Uluslararası Göçmenler Günü’nde Medea’nın Kafası Esen Özman’la İstanbul Sahnesinde
Medea’nın Kafası, 18 Aralık Uluslararası Göçmenler Günü’nde İstanbul’da Esen Özman performansıyla Cihangir Atölye Sahne’de (CAS) prömiyerini gerçekleştirdi.

Eşitlenemeyen İnsanlık ve Çağdaş Yazın Estetiği
Esen Özman’a göre, Andreas Flourakis’in yazınsal üretiminin merkezinde “eşitlenemeyen insanlık” fikri yer alır. Yazarın oyunları ve şiirleri, idealize edilmiş figürlerden ziyade, toplumsal ve varoluşsal baskılar altında sıkışmış sıradan bireylere odaklanır. Özellikle kadınların erkek egemen yapı içindeki konumlanışı, kimliksizlik, yerinden edilme ve aidiyet yoksunluğu temalarıyla birlikte, didaktik bir söyleme başvurulmaksızın, grotesk, çağdaş bir estetik çerçevede ele alınır. Bu yaklaşım, günümüz dünyasının krizlerini sessiz, mesafeli fakat derinlikli bir edebî sağaltım alanına dönüştürür. Esen Özman değerlendirmesinde Flourakis, sinemacılığından beslenen ve yer yer Fellini’yi çağrıştıran metaforik anlatımıyla öne çıkar.
Küreselleşmiş dünyanın gerçekliğini sükûnetle kabullenen, insanlığın çıkmazlarını tanı koyma veya normatif yargılar üretme iddiasına girmeden irdeleyen, çağdaş yazının gereklerini karşılayan bir yazar olarak konumlanır (Özman, 2024)
Medea Mitinin Çağdaşa Dönüşümü: Flourakis ve Özman
Mitolojik Medea, aşk ve ihanet üzerinden intikam alan, büyücü gücüyle ataerkil düzene başkaldıran trajik bir figürken, Andreas Flourakis’in Medea’nın Başörtüsü, Medea’yı modern Avrupa’da göçmen, başörtülü ve politik olarak dışlanmış bir “ötekiye” dönüştürerek çocuklarını öldürmeyi reddeden, hayatta kalmayı ve direnişi seçen bir bilinç olarak yeniden kurar. Esen Özman’ın Medea’nın Kafası yorumu ise, bu metni çevirinin ötesine taşıyıp zihinsel, varoluşsal ve dramaturjik olarak dönüştürerek, minimalist estetik ve güçlü performansla, çağdaş Türkiye tiyatrosunda özgün ve entelektüel yoğunluğu yüksek bir Medea yorumuna dönüştürür.
Karşılaştırmalı Medea Okumasında, Mit, Metin ve Sahne

Antik Tragedyadan Çağdaş Performansa Medea
Mitolojideki Medea, Kolhisli bir büyücü olarak aşk, ihanet ve intikam ekseninde tanımlanan bir figürdür. Anlatının merkezinde Jason’a duyduğu tutkulu aşk yer alır. Jason’ın ihaneti karşısında Medea, intikamı seçer ve çocuklarını öldürerek hem ataerkil düzeni hem de annelik normlarını ihlal eden, uç bir eyleme yönelir. Bu anlatı, aşk, ihanet, intikam ve kader temaları etrafında şekillenen, mitolojik bir zaman-mekânda geçen klasik bir trajedi örneğidir (Euripides, Medea). İfade ve üslup dramatik, yüksek retorik yoğunluklu ve klasik trajedinin biçimsel özelliklerini taşır. Koro, tanrısal müdahale ve kaçınılmaz yazgı belirleyici unsurlar olarak öne çıkar (Segal, 1996). Medea’nın şiddetle ilişkisi doğrudan ve kan eylemleri üzerinden kuruludur; çocuk cinayeti, Antik Yunan tragedyasında hem etik hem de politik bir kırılma noktası olarak işlev görür (Foley, 2001). Kadın bedeni ve kimliği, büyücü ve anne rollerine sıkı biçimde bağlanmıştır. Medea’nın “ötekiliği” hem cinsiyet hem de kökeni üzerinden inşa edilir (Zeitlin, 1996). Klasik metinde performans ya da oyunculuk boyutu ayrı bir analiz alanı olarak ele alınmaz. Dinamik yapı, tragedyanın metinsel ve ritüel formuna içkindir ve izleyici üzerinde kathartik bir etki yaratmayı hedefler [Tablo].
Andreas Flourakis’in Medea’nın Başörtüsü adlı çağdaş yorumunda Medea, mitolojik çerçeveden çıkarılarak göçmen, bedeni ve kimliği üzerinden sorgulanan bir kadın olarak yeniden inşa edilir (Flourakis, 2020). Metin, Medea’yı aşk ve intikam anlatısından bilinçli biçimde koparır; göç, kadın, aidiyet, dinî ve toplumsal baskı eksenlerinde konumlandırır. Böylece klasik trajedinin kaderci yapısı yerini, çağdaş ve siyasal bir okuma alanına bırakır. Performansın dönüştürürcü gücünden beslenir (Fischer-Lichte, 2008). Tematik olarak göç, kimlik, dışlanmışlık ve kadın bedeni öne çıkar. Sahne ve mekân, seaside performans bağlamında, ritüel ile çağdaş performans estetiği arasında konumlanan açık bir temsil alanı olarak kullanılır. İfade ve üslup ağırlıklı olarak monolog temellidir. Bedensel ve sembolik anlatım ön plandadır. Başörtüsü, beden, kimlik ve kamusal alan arasındaki gerilimi yoğunlaştıran merkezi bir metafor olarak işlev görür. Bu yönüyle postdramatik tiyatronun(Lehmann, 2006) tipik örneğidir. Yapıtın sahnelenme ve kavramsal çerçevesi, Flourakis’in resmî kaynaklarında da vurgulandığı üzere, Medea figürünü güncel siyasal ve kültürel tartışmalarla ilişkilendirmeyi amaçlar (Flourakis, t.y.). Bu yorumda Medea’nın şiddetle ilişkisi doğrudan değildir. Şiddet, bastırma, görünmezleştirme ve simgesel dışlama biçimleri üzerinden temsil edilir. Kadın bedeni ve kimlik, başörtüsü metaforu aracılığıyla aidiyet, kontrol ve direniş eksenlerinde yeniden tartışılır. Performans boyutunda metin ile bedenin eşzamanlı yorumu esastır; yapı, klasik trajedinin dramatik zorunluluklarından ziyade çağdaş performansın politik etkisine yaslanır. Dinamik ve etki açısından eser, göçmenlik ve baskı temaları üzerinden geliştirilen güçlü bir çağdaş yeniden yazım niteliği taşır [Tablo].
Esen Özman’ın Medea’nın Kafası yorumunda Medea, yabancı ama kendi sesini bulan, sahnede yaşayan bir kadın olarak konumlanır. Anlatı, bilinçli bir biçimde mitin intikam ve şiddet ekseninden uzaklaşır; Medea çocuklarını öldürmez, şiddeti reddeder ve etik bir özne olarak sahnede var olur. Bu yaklaşım, feminist performans çalışmalarında tartışılan “şiddetin yeniden üretimini reddetme” stratejisiyle doğrudan örtüşür. Taklitten uzak, izleyiciyi zor yaşamların yas ve şiddet etkilerinden bağımsızlaştıran tiyatro akımlarını çağrıştırır (Diamond, 1997; Butler, 2004). Temalar göçmenlik, dışlanmışlık, kadın sesi ve varoluşsal mücadele etrafında şekillenir. Sahne ve mekân, İstanbul’un katmanlı şehir yapısı içinde, yalnız ve tek kişilik bir monolog alanı olarak kurulur; bu mekânsallık, Medea’nın içsel sürgününü görünür kılar. İfade ve üslup şiirsel, sessiz ve derindir. Anlatı sahnede doğar; beden, nefes ve ritim aracılığıyla inşa edilir. Karakter şiddeti reddeder; ihaneti ve baskıyı hatırlar ancak bunları eyleme dönüştürmez. Kadın bedeni ve kimlik, örtü metaforu üzerinden hem sahnesel hem de varoluşsal bir sorgulama alanına taşınır. Performans ve oyunculuk boyutunda Esen Özman, Medea’yı adeta “doğuran” bir oyunculuk anlayışı sergiler; beden dili ve nefes ritmi karakterin sahnede yaşamasını sağlar. Yapıtın bağlamı ve sahneleme yorumu, güncel tiyatro arşivlerinde de bu doğrultuda sunulmaktadır (Medea’nın Kafası, 2025). Dinamik ve etki düzeyinde yapıt, seyirciyle etik bir ilişki kurar ve dramatik yoğunluğu yapaylığa kaçmadan sürdürür; böylece Medea miti, çağdaş seyirci için ahlaki ve toplumsal bir düşünme alanına dönüşür [Tablo].
Medea’nın Kafası: Hibrit Dramaturjik Estetik
İstanbul prömiyeri, Esen Özman’ın Medea’nın Kafası üzerinden benimsediği dramaturjik yaklaşımı ve oyunculuk konumlanışını ortaya koymaktadır. Bu yönüyle, Medea’nın Başörtüsü (Medea’s Burqa) geleneği içinde radikal ve özgün bir ayrışmaya işaret etmektedir. Bu sahneleme mantığı, bir epistemik duruşu, kavramsal bir yönelimi ve sanatta bilinçli biçimde inşa edilmiş estetik-toplumsal bir hattı ifade eden, bütünlüklü bir dramaturjik örgütlenme olarak okunabilir. Başlığın “başörtüsünden” “kafaya” dönüştürülmesiyle başlayan tercih, Medea’yı politik beden ya da ritüel figür olmaktan çıkarıp, bilinç, hafıza, travma ve etik sorumluluk ekseninde düşünen bir özne olarak yeniden kurar. Metnin Türkçe’nin ritmi ve duyarlılığına uyarlanması, içsel yoğunluğu artırmaktadır. Minimalist sahneleme içinde yapısal olarak entegre edilen sinematik ve görsel katmanlar ise sadece dekoratif bir eşlikçi olmaktan çıkarak, Medea’nın zihinsel dalgalanmalarını ve bellek kırılmalarını dramatize eden kurucu bir anlatı düzlemine dönüşür. Özman’ın hem yönetmen hem oyuncu olarak benimsediği, kontrollü, “yakarış içeren sessizliğe” ve “çatışmalar içeren eksiltilmiş ifadeye” dayalı performans dili, klasik tragedyanın dışavurumcu ve yüksek tonlu geleneğini bilinçli biçimde terk eder. Seyirciyi eylem üzerinden değil, algı ve düşünce üzerinden empatiye çağırarak, trajediyi bir gösteri olmaktan çıkarır ve derin bir algısal deneyime dönüştürür. Önceki sahnelemelerde baskın olan fiziksel tiyatro, ritüel tekrarlar ve beden merkezli arketiplerin aksine, bu yorumda sahnenin taşıyıcı unsuru, iç monolog, zihinsel montaj ve bilincin parçalı temsili hâline gelir. Medea artık yalnızca eyleyen değil, hatırlayan, çözülen ve yeniden kurulan bir özne olarak belirir.
Anlatım Dili Olarak Tiyatro ve Sinema
İstanbul’da 18 Aralık’ta sahnelenen Medea’nın Kafası, tiyatro ile sinemayı eşzamanlı ve eşdeğer bir biçimde kullanmasıyla dikkat çekiyor. Tiyatro sahnesi ve film gösterimi, dengeli bir bütünlük oluşturuyor. Sahne ile ekran birbirine baskın çıkmadan, birlikte yol yürürler. Bu sürekli uyum, “eşitlenen denge” olarak tanımlanabilir. Türkiye tiyatrosunda nadir görülen öncü örneklerden biri olan bu uygulama, gelecekte daha sık başvurulacak bir yöntemin habercisidir. Medea’nın Başörtüsü‘nün dünya sahnelemeleri arasında bu yaklaşımın bir ilk olduğu yorumlanabilir.
Medea’nın Kafası: Uluslararası Göçmenler Günü’nde Kültür ve Göç
Uluslararası Göçmenler Günü olan 18 Aralık’ta, Esen Özman ile Medea’nın Kafası gala tadında bir prömiyerle CAS İstanbul’da sahnelendi. Bu güçlü performans, Birleşmiş Milletler tarafından 2000 yılında ilan edilen ve Türkiye’de 2013 yılından beri anılan günde sahnelendi. Bu yıl, 2025 için belirlenen tema “Kültür ve Kalkınma” olarak ilan edilmişti (Birleşmiş Milletler, 2025). Göçü ve kadını merkeze alan bu eserin, her yıl aynı tarihte sahnelenmesiyle, zaman içinde kültürel hafızalarda unutulmaz bir simgeye dönüşme olasılığı öngörülebilir.
Yapım
Yazar: Andreas Flourakis
Çevirmen, Yönetmen: Esen Özman
Oyuncu: Esen Özman
Film Editör, Ses ve Afiş Tasarımcısı: Yetkin Omaç
Müzik Kompozitör: Can Atilla
Video Tasarımcısı: Savvas Giaskoulidis
Işık Tasarımcısı: Osman Onur Can
Ses, Efekt, Projeksiyon Operatörleri: Serhat Güney, Gözde Yıldız
Tarih: 18 Aralık 2025 Perşembe 20:30
Yer: Cihangir Atölye Sahnesi, İstanbul Türkiye
Kaynaklar
Birleşmiş Milletler. (2025). International Migrants Day. Birleşmiş Milletler – Resmî web sitesi. Erişim tarihi: 23 Aralık 2025. https://www.un.org/en/observances/migrants-day
Butler, J. (2004). Precarious Life: The Powers of Mourning and Violence. London: Verso.
Diamond, E. (1997). Unmaking Mimesis: Essays on Feminism and Theater. London: Routledge.
Euripides. Medea. (Çeşitli akademik edisyonlar; örn. Oxford Classical Texts).
Fischer-Lichte, E. (2008). The Transformative Power of Performance. London: Routledge.
Flourakis, A. (2020). Toplu oyunları 1: Bir ülke arıyorum – Medea’nın başörtüsü (Çev. E. Özman). İstanbul: Mitos Boyut Yayınları.
Flourakis, A. (t.y.). Medea’s Burqa. Andreas Flourakis – Resmî web sitesi. Erişim tarihi: 23 Aralık 2025. https://www.andreasflourakis.com/medeas-burqa
Foley, H. P. (2001). Female Acts in Greek Tragedy. Princeton: Princeton University Press.
Lehmann, H.-T. (2006). Postdramatic Theatre. London: Routledge.
Medea’nın Kafası. (2025). Tiyatrolar.com.tr. Erişim tarihi: 23 Aralık 2025. https://tiyatrolar.com.tr/tiyatro/medeanin-kafasi
Özman, E. (2024). Yazarım Andreas Flourakis. Μανδραγόρας (Mandragoras Magazine). 156—158. Resmî web sitesi https://mandragoras-magazine.gr/
Segal, C. (1996). Euripides and the Poetics of Sorrow. Durham: Duke University Press.
Zeitlin, F. I. (1996). Playing the Other: Gender and Society in Classical Greek Literature. Chicago: University of Chicago Press.
TEB Oyun Dergisi‘nde yer alan diğer eleştiri yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.






