Yeni Kurulan Tiyatro Toplulukları: FACT Tiyatro

FACT Tiyatro Kimlerdir?

FACT Tiyatro,  İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunları Ali Haydar Çataltepe (Genel Sanat Yönetmeni) ve Dilara Vural tarafından 29 Ekim 2022’de kuruldu. Kurulduktan kısa bir süre sonra ekip ilk oyunları Katherine Soper’in yazdığı Sipariş Listesi – Wish List ile seyirci karşısına çıktı. İlk oyunun getirdiği süreçle birlikte FACT Tiyatro ailesi genişledi, kocaman oldu. Eren Uğurhan, Dilek Sağır, Arya Akkutlu, İdil Sezgin, Can Birben, Veysel Fezail, Şeyma Nur Özbakır, Zeynep Şengül… Ve ardından Sendrom sonra da Tırtıl GPT-148 seyirciyle buluştu. Yeni projeleriyle de her sene hız kesmeden yoluna devam etmeyi hedefliyor. FACT Tiyatro, aynı zamanda FACT Atölye’nin Konservatuvara Hazırlık Okulu vasıtasıyla öğrencilerimiz ile birlikte büyümeye de devam ediyor.

FACT Tiyatro, özgün ve çarpıcı yerli veya yabancı tiyatro metinlerini sahnelemek ve klasikleşmiş eserlerin yeni bakış açılarıyla sahnelenmesi üzerine çalışmalar yapmaya odaklanmış bir tiyatro. Özellikle yerli yazarlar konusunda bir hayli iştahlı. Sadece kendi bünyesinde yazarlık yapan isimlerin dışında, Türkiye’nin yeni oyun yazarlarını da keşfetmek ve onların eserlerini sahnelemek için çalışmalarını sürdürmekte.  

İlk Oyun ve Hikâyenin Başlaması…

İlk oyun, Ali’nin metni bulmasıyla başladı. Ardından Dilara’nın önüne attı, biraz gecikmeli bir okumayla beraber oyunun Dilara’yı da heyecanlandırmasıyla ekip toplanmaya başladı. Önce oyuncularımızla anlaştık. Sonra, Eren ile tanıştık ve ışık tasarımlarımızı yapması için kendisine teklif götürdük. Bu teklif sadece bir tasarım yapmaktan çıktı ve kendisi ekibimizin bizzat üyesi oldu. Fotoğraflarımızı çekmesi için istediğimiz tek bir isim vardı, o da İdil Sezgin’di. Ekibimizin ayrılmaz parçası olarak her işimiz için Almanya’dan kalkıp geldi ve özenle çalıştı. Dilek ilk günden beri hiç bırakmadan yanımızda oldu. Arya da öyle. Sonra bir anda ekibimiz “Ben de gelebilir miyim?” cümleleriyle büyüdü. Ve sonuç FACT Tiyatronun ilk oyun prömiyerine doğru ilerledi.

FACT Tiyatro-Sipariş Listesi. Fotoğraf: İdil Sezgin

İlk oyunumuz Sipariş Listesi başarılı oldu. Seyircimiz bizi yalnız bırakmadı ve Afife listelerine daha ilk yıldan girmeyi başardık. Bu bizi oldukça motive etti ve ikinci oyun için yerli bir metin sahnelemek istedik. Ali zaten ilk oyunuyla Royal Court Tiyatro’dan kabul almıştı. Elimizde bu kadar sağlam bir kalem varken onun oyun yazmasını istedik. Metni tamamladı ve bir anda Sendrom provalarında bulduk kendimizi. Ardından tekrar Afife listelerinde yer aldık. Bununla beraber birkaç ödül de aldık. Oyun kapalı gişe gidince doğru yolda olduğumuzu anladık. Aslında sadece hikâye anlatmak istiyorduk, sevdiğimiz hikâyeleri. Bize bir şey hissettiren, bizim derdimiz olduğunu hissettiğimiz ve seyircimizle paylaşmak istediğimiz hikâyeleri… Sonrasında Ali, Tırtıl GPT-148’i yazdı ve hızlı bir prova süreciyle üçüncü oyunumuzu seyirciyle buluşturduk. 

Oyun, 17 Şubat’tan şu ana kadar hızlı bir şekilde 35 temsil yaptı ve ilk birkaç oyundan sonra tüm oyunlarımızın bütün biletleri tükendi… Üç yıl boyunca yapılan her işte salonlarımızın tıka basa dolması, izleyicilerimizin her yeni oyunda bizi bırakmaması bizi en yalnız hissettirmeyen şey oldu. 

Son olarak ise geçen sene FACT Atölye olarak başka bir yolculuğa çıkarak Konservatuvara Hazırlık Okulu açtık ve sınırlı kontenjanlarla öğrenci alabildiğimiz bu yolculukta bizi yeni hikâyelerin beklediğini keşfettik. Dilara ve Ali eğitmen olarak görev yapmakta. Öğrencilerimizin her biri ise çok ama çok yetenekli. Her biriyle karşılaştığımız için kendimizi çok şanslı hissediyoruz. 

Süreçteki Çukurlar…

İşinize bir vizyon kattıktan ve kaliteli içerikler, oyunlar üretmeye çabalarken, ekip olarak en zorlayıcı şey tabii ki ekonomi. Salonlar ne kadar dolu olsa da salon kiraları bir hayli bel büküyor. Tabii her istediğiniz sahnede de var olamıyorsunuz. 

Hiç tanınmayan bir ekip olduğunuzda sahne bulmakta zorlanıyorsunuz. Ekonomik olarak kiraları uygun olan kamu tiyatroları da size dönüş yapmıyor. Yavaş yavaş motivasyon kaybı yaşasanız da bu işe olan aşkınız sayesinde asla pes etmiyorsunuz.

Başarılar, ödüller, salonlarımızın dolması ve en önemlisi FACT Tiyatronun artık bir seyirci profilinin olması bizim için en büyük başarı. Öğrencilerimiz ve ekip arkadaşlarımızla birlikte büyük bir aile olduk ve tüm bu güzel hisleri birlikte paylaşıyoruz.

Sendrom. Fotoğraf: İdil Sezgin
Sipariş Listesi, Sendrom ve Tırtıl GPT-148

Sipariş Listesi, bizim ilk göz ağrımız. Oyunun sahnelenme biçimine uygun sahne bulamadığımız için oyuna veda etmemiz bizi bir hayli üzdü. Titizlikle üstünde çalıştığımız bir projeydi ve bir alternatif tiyatronun belki de kolay kolay ekonomisini ayarlayıp yapamayacağı türden bir prodüksiyonu vardı. Şimdi dekorumuz bir köşede öylece bekliyor. Ona baktıkça tüm ekip üzülüyor fakat bıraktığı, bize kattığı her hikâye için de minnet duyuyoruz.

Sendrom, seyircilerimizin ve eleştirmenlerin sözlerine göre alışılmış kalıpların dışında olan savrulmuş bir kadının hikâyesi. Elli yaş üstü seyircilerimiz bazen sahnedeki dile ve performansa yabancılaşabiliyor. Belki de böyle açık bir dille ilk defa karşı karşıya kalıyor. On altı, on sekiz yaş üstü seyircilerimiz yani Z kuşağıysa oyundan büyük bir tokat yiyerek ayrılıyor. Bizim genel izlenimimiz bu yönde. Bunca kalabalık sesin arasında tam da onların hikâyesi çünkü sahnede anlatılan… O çocuklar şimdi hikâyelerinin sesini duyuruyorlar… Ve şuna inanıyoruz ki bundan on, yirmi sene sonra, Sendrom tekrar oynandığında ve o çocuklar büyüdüğünde bu oyun şimdi olduğu gibi kapalı gişe oynamaya devam edecek… Asıl o zaman gelişen sanat ve seyirci kitlesiyle birlikte oyun tam anlamıyla kendisini bulacak gibi hissediyoruz. 

Sendrom hepimizin iç sesi. Sansürlediğimiz, sesli söylemeye çekindiğimiz her şeyi tüm çıplaklığıyla seyirciye anlatıyor. Bir tokat gibi yaşadığı, sakladığı, utandığı, utanmadığı tüm hayatı gözler önüne seriyor. Sert ve gerçek bir üslupla kendi özgün diliyle var oluyor ve bu bazen rahatsız edici kabul ediliyor. Sevilmeyen ve savrulan bir kadını anlatırken bazen  seyirci de bu kadını sevmeyebiliyor. Elbette seyirci her izlediği oyundaki karakteri sevmek zorunda değil. Yine de bizler Fact’in kadınları, sanatçılar olarak bu kadının sesi olmaya, sansürlemeden tüm özgür ruhumuzla ve biricikliğimizle bu hikâyeyi anlatmaya devam edeceğiz. Çünkü ayıp değil, yanlış değil, aksine sevmeyi ve sevilmeyi göstermek istediğimiz bir yolculuk Sendrom bizim için.

Dilara her zaman şunu söylüyor: Yetmiş yaşıma bile gelsem hayatımdaki en büyük deneyim Sendrom olarak kalacak. Hem çok zor hem çok keyifli hem de bambaşka bir deneyim.

Tırtıl GPT-148, alzheimer ve aşk hakkında bir hikâye. Sorgulamalar ve hisler birbirine karışıyor. Sonuç, oyun sonrası kapı önünde gözyaşları ve ıslak peçeteleri ile beraber bekleyen seyircilerle yürekten sarılıyor oluşumuz. Bizce oyun her kesime, her yaş grubuna, her sosyal görüşe hitap ediyor ve bu kapsayıcılığı sayesinde ses getirdi. 

Tırtıl GPT-148 üçüncü oyunumuz olarak tiyatromuza ivme katan bir proje oldu. Ekip artık o kadar aynı dili konuşabiliyor ki bu süreci hemencecik anlaşıp hızlı ve verimli bir şekilde atlattığımızı düşünüyoruz. Dilara büyük bir keyifle ilk yönetmenlik deneyimini yaşadı. Oyunlarımıza gelen seyircilerimiz, Bu bir FACT Tiyatro oyunu olmuş. dediğinde tüm ödüllerden daha fazlasını kazanmış hissediyoruz. Aynı dili yansıtan ve aktif üretim yapan bir tiyatro olduğumuz için mutluyuz çünkü bunun sonucunda tiyatromuz kendi seyirci kitlesini kazandı. Çok şanslıyız…

Seyircimize yürekten teşekkür ediyoruz. Ve aynı zamanda da oyunumuza mekân desteği sağladığı için KOMA Sahnesi’ne ve Ilgın’a sonsuz sarılıyoruz…

Tırtıl GPT-148. Fotoğraf: İdil Sezgin

Gelecek Planımız…

Gelecekte hayallerimize daha fazla yaklaştığımız, kendi sahnemizi açtığımız, kolektif bir alan sunduğumuz, öğrencilerimizi hazırladığımız ve provalarımızı yaptığımız bir alan kurmak istiyoruz. FACT Tiyatro olarak genişlemek ve yeni mezun oyuncu veya yeni oyun yazarı arkadaşlarımıza alan açabilmek en büyük hedeflerimizden biri. Ekibimizin genişlemesi ve kolektif bir biçimde üretirken herkesin kendi ilgi alanlarında gelişmesi bizim için önemli. Bunu sadece Türkiye’de değil, uluslararası sanat alanında da tüm ekip olarak deneyimlemek ve başarılı işlere imza atmak istiyoruz.

Bu sezonda da yeni oyunlar sahnelemeye devam edeceğiz. Büyük bir iştahla planlamalara ve provalara başladık. Geçen sene ortak bir projeye giriştiğimiz ve ilk oyununu Ali’nin yönettiği -ve Eren Uğurhan’a da Afife listelerinde Yılın En Başarılı Işık Tasarımı adaylığı getiren- Go Unity ile yine ortak bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bunun yanında FACT Tiyatro olarak biri Türkiye’de biri ise -yine Ali Haydar Çataltepe’nin yazdığı- Londra’da prömiyeri yapıp oynayacak ve Londra takvimi bittikten sonra Türkiye’ye taşınacak bir oyun üzerinde çalışmaktayız. 2025-2026 tiyatro sezonunun dolu dolu geçmesi tiyatromuz için en büyük hayalimiz.
Bir de tabi FACT Atölye, Konservatuvara Hazırlık Okulu’nun gelişerek daha da büyümesi üzerine çalışmalarımız var. FACT Atölye olarak sadece Konservatuvara Hazırlık Okulu değil uluslararası eğitmenlerle çeşitli atölye programları da düzenlemek istiyoruz. Anlayacağınız gelecek sezon tüm FACT Tiyatro ve FACT Atölye ekibi için yorucu ve dolu dolu ama bir o kadar da keyifli geçecek gibi duruyor. Umarım tüm planlarımızı gerçekleştirebilecek ekonomik ve ruhsal gücü kendimizde bulabiliriz… 

Bu Bir Çağrı…

Tiyatromuzun kapıları yeni oyuncular ve özellikle çarpıcı, yenilikçi ve iddialı metinleri olduğuna inanan tüm yeni oyun yazarları için açık. Tiyatromuzu kurarken hedefimiz kendi alanımızı yaratabilmekti. Bunu başardığımız için çok mutluyuz. Kendimizle gurur da duyuyoruz çünkü bunu başarmak hiç de göründüğü kadar kolay olmadı. Yeni tiyatro yapacak ya da kendi istedikleri hikâyeleri anlatmak için kendi ekiplerini oluşturacak tüm genç meslektaşlarımız her konuyla ilgili bize ulaşabilirler. Şunu bilmelerini istiyoruz: Tiyatro yapmak, sahne bulmak, prova alanı yaratmak oldukça zor. Üç prodüksiyon üretmiş bizim için de zor. Öyle ki bir artı bir evlerimizin yirmi metrekare salonlarında üç oyun çıkardık. Salonlara sadece ışık provaları için ve oyunlarımızı oynamak için girebilecek maddi gücü bulduk. Evet zor… Ama kendi hikâyeni anlatmak, yazmak kadar da keyifli bir şey yok… Korkmasınlar, seslerini sahnede seyircilerle buluşturmaya devam etsinler ve kendi başarılarını yaratsınlar… Emin olsunlar ki böylesi çok daha değerli. Bizim için de öyle… Her ne zorluk olursa olsun, çıkarttığımız işin seyircideki etkisini görünce ekip olarak bir şeyleri başardığınızı anlıyorsunuz. Başarmaktan çekinmesinler. Biz öyle yapıyoruz ve hep öyle yapacağız. Hepsine ekip ruhumuzla kucak dolusu sarılıyoruz…


TEB Oyun Dergisi‘nin 51. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Yazar Hakkında / FACT Tiyatro Ekibi

Lütfen birkaç kelime yazıp Enter'a basın

TEB Oyun sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin