Bir Festivalin Ardından: 21. Uluslararası Bursa Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali Üzerine

Bursa ili, Karagöz’ün yalnızca efsaneleştiği bir şehir değil aynı zamanda gelenek tiyatrosu bağlamında kuşaktan kuşağa aktarılan bir sahne dili olarak yaşamaya devam ettiği kadîm bir kültür merkezidir. Uluslararası Bursa Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali ise bu tarihsel mirası muhafaza eden bir vitrin olmanın yanı sıra, Karagöz’ü ve genel anlamda kukla sanatını, günümüz sahne pratikleriyle birlikte yeniden alımlamaya ve düşünmeye davet eden önemli bir buluşma alanı sunmaktadır. Festival, tıpkı İstanbul ve Ankara Kukla Festivalleri gibi, kukla tiyatrosunda, geleneksel icra biçimleri ile çağdaş kukla dramaturjisi arasındaki ilişkiyi üretken bir zeminde görünür kılarak, kuklanın salt bir gösteri unsuru değil; estetik, düşünsel ve dramaturjik derinliği olan bir tiyatro disiplini olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır.


Festival Afişi

90’lı yıllardan bugüne uzanan geçmişiyle Bursa’daki bu festival, kukla alanındaki ilk festival olması özelliğiyle birlikte Türkiye’de tiyatro tarihi açısından süreklilik taşıyan nadir örneklerden biri olarak öne çıkmaktadır. 

Bu yıl da Kasım ayı içerisinde düzenlenen festivalin, farklı ülkelerden yoğun başvuru alması, etkinliğin uluslararası kukla ağı içerisindeki görünürlüğünü ve karşılığını göstermesi bakımından önemlidir. Bu anlamda festival, yalnızca yerel bir kültürel etkinlik değil; aynı zamanda uluslararası dolaşıma açık bir sahne ve karşılaşma alanı olma hâlini de sürdürmektedir. Festivalin uluslararası kukla ağı ve sanat kurulu yönünü UNIMA Türkiye ve Bursa Şubesi üstlenmektedir. Festival organizasyonunun, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı’nın kurumsal desteğiyle güçlü bir lojistik zemine taşındığı da kayda değer bir gerçektir. 

Festival kapsamında gösterimlerin ağırlıklı olarak Merinos Atatürk Kültür Merkezi yerleşkesinde gerçekleştirilmesi, teknik imkânlar ve izleyici erişimi açısından önemli bir avantaj sunmaktadır. Bunun yanı sıra Karagöz Müzesi, Podyumpark Sanat Mahal ve Tarihi Belediye Binası gibi farklı mekânların programa dâhil edilmesi, Bursa adına Karagöz’ün kentsel bellekle kurduğu ilişkiyi güçlendiren anlamlı bir dağılım oluşturmaktadır. Buna ilave olarak böylesine önemli bir festivalin gelecek senelerde Bursa’nın diğer tüm ilçelerinde de dağılımı oldukça önem arz edecektir: Örneğin Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Sahne Sanatları yerleşkesi Mudanya ilçesindedir, bu anlamda kukla özelinde böylesine önemli bir tiyatro festivalinin Mudanya’da da temsiller vermesi, gerek Mudanya halkı gerek tiyatro alanından akademisyen ve öğrencilerle, bununla birlikte diğer birçok ilçedeki ilk ve ortaokul, liseler ile gerek Karagöz’ün gerek diğer kukla biçimlerinin buluşması çok daha anlamlı olacaktır.

Festival Programı

Bu yazı, festivalin yöneticileri ve düzenleyici kurumlarıyla yapılan bir söyleşiye dayanmamaktadır; gerek festival sürecinde gerek yazının hazırlanma süreci içerisinde, festivalin organizasyon yapısını yürüten Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı ile festivalin diğer yürütücüsü UNIMA Türkiye Başkanı Enis Ergün vasıtasıyla iletişime geçilmiş; ancak vakıftan bu başvurulara herhangi bir yanıt alınamamıştır. Festivalin uluslararası çerçevesinde önemli bir noktada duran Uluslararası Kukla Birliği Türkiye Millî Merkezi’ni temsilen birliğin başkanı Sayın E. Ergün tarafından da söyleşi talebi kabul edilmemiştir. Dolayısıyla festival ile ilgili söyleşi talebine olumlu bir geri dönüş alınamadığı için bu yazı festivalin; tarihçesi, misyonu, içeriği, repertuarı, vizyonu gibi alanlar hakkında bilgilendirmelerden ziyade festivale dışarıdan bir gözlemci bakış açısıyla bakılarak hazırlanmıştır. Buna binaen kamusal kaynaklarla desteklenen, ulusal ve uluslararası düzeyde görünürlük taşıyan kültür-sanat festivallerinde, eleştirel yazı ve söyleşilere açık olma hâlinin kurumsal şeffaflığın temel unsurlarından biri olduğu hatırlatılmalıdır. Bu nedenle festival üzerine yapılan bu değerlendirme; doğrudan gözlem, program incelemesi ve kamusal olarak paylaşılan bilgiler üzerinden bir izlenim yazısı olarak ele alınmalıdır.

Festivalin adlandırılmasını, kuramsal ve terminolojik açıdan ayrıca ele almak gerekmektedir: Festival başlığında yer alan “Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları” ayrımı, kavramsal çerçeve bakımından tartışmaya açıktır. Zira “kukla” kavramı; tarihsel ve kuramsal olarak Karagöz gibi geleneksel formları, bu formun yanında gölge tekniğini, nesne, el, ipli ve çağdaş kukla pratiklerini kapsayan üst bir başlık niteliği taşımaktadır. Bu bağlamda festival adında “kukla” ile “Karagöz” ve “gölge oyunları”nın ayrıca, yan yana zikredilmesi, kuramsal açıdan zorunlu olmayan bir ayrıştırma üretmektedir. Böyle bir adlandırma, Karagöz’ü kukladan ayrı bir kategori gibi konumlandırırken, aynı zamanda tekniği türün önüne alan bir yaklaşımı da îma etmektedir. İstanbul ve Ankara kukla festivali örneklerinde olduğu gibi yalnızca “kukla” üst kavramı üzerinden kurulan adlandırmalar hem geleneksel hem de çağdaş tüm formların aynı teorik düzlemde birlikte düşünülmesine imkân tanıyacaktır. Bursa’daki isimlendirme ise fikrimce, güçlü tarihsel mirasına rağmen, kavramların sınırlarını farkında olmadan bulanıklaştıran bir yapı ortaya koymaktadır. Bu anlamda kukla sanatına ilişkin terminolojik ve kuramsal çerçevenin daha bütüncül bir yaklaşımla yeniden ele alınabileceğini hatırlatmak gerekir.

Festivalin sergi ve fuaye alanları, sahne programını tamamlayan önemli bileşenler olarak öne çıkmaktadır; Karagöz tasvirlerine dâir maketler, süslemeler ve görsel düzenlemeler, izleyiciyi yalnızca seyirci konumunda bırakmayan bir temas alanı yaratmaktadır. 

Nazlı Miraç Ümit küratörlüğünde hazırlanan Temaşanın Tasviri sergisi, Karagöz tasvir estetiğini, tarihsel ve görsel bir perspektifle ele alarak festivalin düşünsel katmanını derinleştirmiştir. Fuaye alanındaki kukla standları ise çocuklara yönelik oldukça yaratıcı alan açarak festival katılımcılarını interaktif kılmakla birlikte ustalar ile izleyiciler arasında doğrudan temas kurulan canlı bir karşılaşma alanı işlevi görmüştür.

Temaşanın Tasviri sergisi

Uluslararası Bursa Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali, güçlü tarihsel arka planı ve kurumsal imkânlarıyla önemli bir kültürel mirası taşımaya devam etmektedir. Bununla birlikte festivalin, Karagöz merkezli kimliğini korurken, kukla dramaturjisinin farklı formlarıyla kurduğu ilişki Türkiye’de Kukla Tiyatrosu adına önemli bir noktada durmaktadır. Festival, yalnızca geçmişi temsil eden bir anma alanı olmanın ötesine geçip, sanat camiası içerisinde kuklanın bugünü ile geleceği üzerine düşünmeyi mümkün kıldığı takdirde, eleştirel yaklaşımlara alan açıp ve elbette kuramsal bir tartışma zemini oluşturabildiği ölçüde; önümüzdeki yıllarda hem sahne sanatları içindeki yerini daha da belirginleştirecek hem de Türkiye’deki kukla festivalleri haritasında daha güçlü ve kapsayıcı bir konum edinecektir.

Bu seneki festivalin, fikrimce en kıymetli yönlerinden biri ise; Karagöz’ün dünyanın farklı coğrafyalarındaki “kardeşleriyle” —Pulcinella / Roberto, Mübarek, İbiş ve Karagiozis gibi farklı kukla formlarıyla— aynı sahnede ve aynı düşünsel zeminde buluşuyor olmasıdır.

21. Uluslararası Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali’nde Bursa ziyaretinden; festivalin resmî kurucusu ve fikir öncülerinden, “Yaşayan İnsan Hazinesi” unvanına sahip Karagöz Sanatçısı (Hayâlî) Recep Şinasi Çelikkol ile Sâlih Banazılı.


TEB Oyun Dergisi‘nde yer alan diğer festival yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Yazar Hakkında / Sâlih Banazılı

Lütfen birkaç kelime yazıp Enter'a basın

TEB Oyun sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin