İki Kişilik Hırgür: Bol Baharatlı İlişkiler

Evlilik, iki insanın hayatı birlikte sürdürmesini taahhüt eden en karmaşık toplumsal kurumlardan biridir. Farklı iki insanın aynı evin, aynı hayatın içine dâhil olması ve bir yandan da akıp giden hayata uyumlanması bir çuval yarışına benzer. Ne siz çuvalın dışına çıkabilirsiniz ne de eşinizin çuvaldan çıkmasını görmezden gelebilirsiniz, durmadan ilerlemek zorundasınız,  üstelik tüm bunları senkronik bir biçimde sürdürmeniz beklenir. Bu yarışa girerken aşk, tribünlerden tezahürat yapan bir amigo gibi coşkulu görünür, ancak zamanla gündelik hayatın gürültüsü bu coşkuyu bastırır. İki Kişilik Hırgür, dışarıdaki kaotik atmosferin ev içine sızan gölgesini, çiftin arasındaki gerilimler, bitmek bilmeyen çatışmalarla kırılgan bir denge üzerinden okur.

Eugène Ionesco’nun absürt komedi türünde kaleme aldığı İki Kişilik Hırgür, on yedi yıllık ilişkilerini sürdürmeye çalışan bir çiftin, burunlarının dibindeki savaşa karşı birbirleriyle kavga ederek direnmeye çalışmalarını sahneye taşır. Oyun, gündelik tartışmaların grotesk ritmini görünür kılarken, savaşın bireyler arasındaki ilişkileri mikro düzeyde nasıl yeniden yapılandırdığını da ifşa eder.

Tiyatro Hera ekibi tarafından sahneye konulan İki Kişilik Hırgür, seyirciyi karton kutulardan oluşturulmuş bir ev tasarımıyla karşılar. Farklı boyutlarda yerleştirilen kutular odalara dönüşürken, grotesk makyajlı kadın ve adam tartışarak sahneye girer. Neşeli müzik ile sahnedeki gerilim arasındaki tezat, absürt atmosferi baştan kurar. Kadının kaplumbağa ile salyangozun aynı hayvan olduğuna dair ısrarı ve adamın bunu mantıkla çürütme çabası, iletişimsizliğin ilk göstergesidir. Tartışma ilerledikçe dil aşınır, mantık işlevini kaybeder ve anlam giderek boşalır.

Oyun, II. Dünya Savaşı sonrası absürt tiyatronun temel yaklaşımına yaslanarak, bireyin dış dünyanın dehşetiyle baş etme biçimini rutin çatışmalar üzerinden yeniden kurgular. Çiftin sık sık kavga edip dışarıdan gelen bomba sesleriyle bir anda birbirine sarılması, çatışmanın aynı zamanda bir savunma mekanizması olduğunu gösterir. Bu durum, karıncalanmış bir kolu hissetmek için kendini çimdiklemeye yani bir canlılık denemesine benzer. İki Kişilik Hırgür’de kavga, dış dünyanın baskısına karşı bir meşgale ve hayatta kalma biçimidir. Kadın, adamı incitmek için eski ilişkilerini bir silah gibi kullanırken, adam da benzer biçimde karşılık verir. Böylece geçmiş ilişkiler, çatışmanın malzemesine dönüşür. Bu tartışmaları kesen asıl şey ise bomba ve asker sesleridir; bu sesler çatışmayı askıya alırken, çiftleri aynı korku alanında yeniden birleştirir. 

Oyun karikatürize edilmiş bir anlatı dili üzerine kurulur; abartılı makyaj ve stilize saç tasarımları karakterleri hem marjinal hem de yer yer mizahi bir alana taşır. Tek bir ev içinde geçen oyunda mekân tasarımı, farklı boyutlarda yerleştirilmiş karton kutularla kurulur ve bu kutular odalara dönüşerek sahneyi parçalı bir yapıya böler. Dış dünyanın gürültüsüyle birlikte duvarlar (koliler) yıkılır, mekânın kendisi bile çatışmanın bir parçası hâline gelir. Aksesuar kullanımı sınırlı olmasına rağmen, kadın karakterle özdeşleşen devasa bir tarak ve adamın elindeki büyük sineklik gibi nesneler, gündelik olanı abartı yoluyla grotesk bir gösteriye dönüştürür. Kadının saçlarını sürekli taraması ve güzelliğini kaybetme korkusu, karakterin varoluşsal kaygısının görünür bir izi olarak sahnede tekrar eder. 

İki Kişilik Hırgür oyunundan bir kare.

Oyunun genel estetiğinde abartı belirleyicidir; uçlara çekilmiş beden diliyle kurulan oyunculuklar, arya benzeri ses kullanımı ve güçlü ışık tasarımı, sahne dünyasını gerçeklikten uzaklaştırarak stilize eder. Savaşın tam ortasında var olma çabasını absürt bir dille sahneye taşıyan oyun, ilk bakışta kahkaha vadetmese de zamanla seyirciyi çiftin tartışmalarına ve giderek sıradanlaşan çatışmalarına çeker, böylece ironik biçimde bir tür duygusal gevşeme alanı üretir.

Oyunda zaman zaman beliren gaz maskeli militan figürü ise bu kapalı evin içine sızan dış dünyanın somutlaşmış bir hayaleti gibi işlev görür. Sahneye girip çıkan bu figür, çiftin iç çatışmasını sürekli kesintiye uğratan bir “gerçeklik hatırlatıcısı”dır. Tüm bu yapı içinde oyunculukların güçlü etkileşimi, karakterler arasındaki gerilimi sürekli canlı tutarak oyunun atmosferini pekiştirir. 

İki Kişilik Hırgür’de absürt komedinin temelini oluşturan tekrar ve anlam aşınması, kavga, bomba sesleri ve kutuların devrilmesi gibi motifler üzerinden sürekli yeniden üretilir, ardından çiftin birbirine sarılmasıyla bu döngü kısa süreliğine kapanır. Bu yapı bir leitmotif gibi çalışarak izleyicide başlangıçta bir ritim ve beklenti duygusu kurar, ancak bu beklenti zamanla düzenli biçimde karşılandığında, tekrarın yarattığı etki güçlenmek yerine alışkanlığa dönüşebilir ve oyunun nabzı düşerek bir monotonluk hissi üretmeye başlayabilir. Bu noktada absürt olanın taşıdığı yabancılaştırma etkisi zayıflar ve tekrar, anlamı aşındıran bir dinamik olmaktan çok tahmin edilebilir bir kalıba dönüşür. Ancak absürt tiyatroda tekrarın gücü tam da burada yeniden kurulur: tekrar asla yalnızca aynı şeyin aynen yeniden üretilmesi değildir; her dönüşünde küçük bir kayma, bir bozulma ya da ritimde bir sapma barındırır. Bu nedenle absürt tiyatro tekrar eder, fakat hiçbir zaman tamamen aynı şekilde tekrar etmez. Bu tür bir risk, sahnelemede yapılacak küçük yapısal bozumlarla -ritmin kırılması, tekrarın yön değiştirmesi ya da beklenmedik kesintiler eklenmesiyle- aşılabilir ve böylece oyunun gerilim hattı daha canlı ve çarpıcı bir şekilde yeniden kurulabilir. 

İki Kişilik Hırgür’de savaşın evliliğe yansıması belirgin bir arka plan olarak hissedilse de, oyun yalnızca dış dünyanın yarattığı baskının ilişkiyi şekillendirdiği bir durum anlatmaz. Dışarıdaki kaos, çatışmayı tetikleyen bir zemin oluştururken, asıl belirleyici olan çiftin kendi içinde sürekli yeniden ürettiği gerilim ve iletişimsizliktir. Bu nedenle oyunda savaş, yalnızca dışsal bir etken değil, aynı zamanda ilişkinin zaten var olan sürtünme hâlini görünür kılan bir katalizör işlevi görür. Böylece evlilik, dış dünyanın baskısına tepki veren bir yapı olmanın ötesinde, çatışmayı kendi içinde sürekli yeniden kuran bir ilişki biçimi olarak ortaya çıkar. 

Tüm emeği geçenlerin eline sağlık:

Yazar: Eugéne Ionesco

Çevirmen: Ayberk Erkay 

Reji: Senem Cevher

Oyuncular: Beste Yılmaz Özen, Özkan Özen ve Oğuz Kaan Kahraman 

Dekor Tasarım: Ece Tabakoğlu 

Ses efekt: İlker Sevüker

Işık Tasarım: Can Kılınç

Afiş Tasarım: Emren Zeytinoğlu 

Saç- Makyaj: Candan Seda Balaban


TEB Oyun Dergisi‘nde yer alan diğer eleştiri yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Yazar Hakkında / Damla Narcı

Lütfen birkaç kelime yazıp Enter'a basın

TEB Oyun sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin