Özgürlüğe Giden Yolda Bir Araç: Eğitimde Tiyatro
Özgür müyüz? Ya da ne kadar özgürüz? Özellikle iletişim teknolojileriyle bu kadar kuşatıldığımız günümüz dünyasında. Tüm dünyayı içine sığdırdığımız cep telefonları, yolda yürürken bilinçaltına ulaşan reklam panolarındaki görüntüler, sesler, ideolojilerin, yönetimlerin güçleriyle orantılı günlük politikalar, kararlarımızı etkileyen liderlerin başardıkları ve başaramadıklarını bize sunulduğu kadarıyla ve biçimiyle öğrendiğimiz medya teknolojileri… Bu listeyi uzatabiliriz elbette. Bu kuşatılmışlık içinde ne kadar özgürüz? Kararlarımız, yaşam biçimimiz, seçimlerimiz ne kadar bize ait. Daha da önemlisi biz bunların ne kadar farkındayız? Olaylara, olgulara, durumlara yönelik eleştiri yapabiliyor muyuz, eleştirel biçimde bakabiliyor muyuz? Aslında Orwel’ın romanı 1984’deki kehanetinin gerçekleşmesinin de ötesinde, Houxley’in Cesur Yeni Dünya’sında yaşıyoruz. Her şeyi şova, alınan satılan metaya dönüştürerek kendi bedenlerimize bile yabancılaşıyoruz. Farkında değiliz…
Eleştirel düşüncenin amacı gerçekleri ortaya çıkarmaktır. Görünenin ardındaki görünmeyeni görmeye, alt metinleri okumaya anlamaya çalışmaktır. Özellikle günümüzde maruz kaldığımız ses, görüntü sağanağı her zamankinden daha fazla farkındalık gerektiriyor. Zira bizler, bu sağanağın bize empoze ettiği yaşam modeli, düşünce biçimine göre farkında olmadan yaşamımızı düzenliyoruz. Neler sunuluyor, sunulanların ardında ne var ve amaçları ne? Sürekli soru sormamız gerekiyor. Ancak bu yapısıyla eleştirel düşünce, otoriter düşünceye ters düşer. Otoriter düşünce soru sorulmasından hoşlanmaz, koşulsuz kabul edilme ister. Günümüz dünyasında kendimizi özgür hissedebilmemiz ve koruyabilmemiz, doğru ve yanlış bilgiyi sorgulayabilmemiz için eleştirel düşünme becerilerine sahip olmamız gerekir. Bize verilenlere/dayatılanlara kuşkuyla bakmak, analiz etmek, görünenin altında görünmeyenleri görüp değerlendirmekle özgürleşebilir, kendimizi koruyabiliriz.
Buna göre, eleştirel düşünme, özellikle günümüzde, bireysel ve toplumsal olarak güçlü olmanın özgür olmanın zorunlu olan ön koşuludur.

Eleştirel Düşünme ve Tiyatro
Peki, eleştirel düşünmeyi öğrenmek, çevremizde olanları fark ederek bağımsız düşünmek ve giderek özgürleşmek bir eğitim programı içinde mümkün mü? Değişimin, dönüşümün bugünden yarına gerçekleşmesi mümkün olmasa da, elbette mümkün. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü’nde çocuk, tiyatro ve eleştirinin bir araya getirildiği “Eğitimde Tiyatro” çalışmaları çerçevesinde hazırlanan programların uzun yıllar ÇYDD toplum merkezlerinde, ilkokullarda, orta öğretim kurumlarında, yine farklı toplum merkezlerinde kadınlarla yapılan çalışmalarla bu programları uygulama imkânı olmuştu ve çok iyi sonuçlar alınmıştı.
“Eğitimde Tiyatro” çalışmaları yaşadığımız dünyaya, gün içinde karşılaştığımız durumları yeniden üreterek, canlandırarak bir kez daha bakma fırsatı verir. Duvarda bulunan küçük bir lekeyi fark etmeyebiliriz. Ama onu bir çerçeve içine alırsak o leke görünür hâle gelir. “Eğitimde Tiyatro” çalışmasında da amaç, tıpkı bir lekenin çerçeve içine alınması gibi yaşanan bir anın, bir durumun da çerçeve içine alınarak incelenmesidir. Tiyatronun çeşitli ögelerini kullanarak, düşüncenin görünür kılınması, var olan, kanıksadığımız, içselleştirdiğimiz aykırı durumların somut hâle getirilerek üstünde tartışılması, doğaçlamalarla yeniden üretilmesi, farkındalık kazanmak ve eleştirel bakabilmek için bir başlangıç olabilir.
Örneğin, aile içi ilişkilerin sorgulandığı, dayatılan toplumsal cinsiyet rollerinin tartışmaya açıldığı küçük canlandırmalar her yaştaki gruplar için uygun olabilir. Akşam işten eve gelen aile üyelerinin içselleştirdiği davranış biçimleri sahne üstünde görünür olduğunda bazen eğlenceli, bazen hüzünlü durumlarla değişime dönüşüme giden yolu açabilir. Anne ve babanın bütün gün çalışıp eve geldiğinde annenin mutfağa girmesi, babanın kumandayı alıp televizyonun karşısına geçmesi, annenin yardıma kızını çağırması genelde ilk başta sergilenen bir durum. Özellikle muhafazakâr ve dezavantajlı bölgelerde sık rastladığımız bu durumun değişmesi için uzun süre tartışmak gerekiyor. Erkek çocukları “baba mutfağa girmez, çünkü yemek yapmayı bilmez” hatta daha da ileri giderek taklit ettiği maço bir tavırla “erkek adam mutfağa girmez” derken, kız çocukların ”beceremezler mutfağı dağıtırlar, bu iş annenin görevidir” gibi ifadelerle şimdiden dayatılan rolleri kabullendiği görülüyor.
Bir başka örnekte, aile fotoğrafı çektirdikleri var sayılarak poz vermeleri istenir. Genellikle ortaya çıkan görüntü babanın merkezde, annenin yanında yer alması, ama adeta babanın aksine az yer kaplamak ister gibi ilişmesi, erkek çocuklarının babaya, kız çocuklarının ise anneye benzer biçimde fotoğraf içinde yer alması yine bu resmin tartışılması, yerlerin değiştirilmesi, daha eşit, daha çok sevginin, sarıp sarmalamanın fotoğrafa yansıdığı görüntüler istenmesi, çocuklara alternatif durumların varlığının gösterilmesi açısından önemlidir. Tersinleme yapılması da farkındalığı harekete geçiren bir yöntem olarak farkındalık sürecini başlatabilir.
Tartışmaların amacı, sorunu didaktik bir yaklaşımla açıklamak, üstünde düşündürmeden dikte ettirmek yerine, tartışma yoluyla var olan aykırı durumları çocukların bulmasıdır. Tartışma süreçleri, demokratik tartışma ortamlarının oluşmasında, bir başkasını dinleme, düşüncesini ifade edebilme, başkasının düşüncesine saygı duymayı öğrenme açısından önemlidir.
Verebileceğimiz bir başka örnekte amaç, cep telefonu kullanımı ile ilgili farkındalık olabilir. Gruptan uzun süredir görmediği, sevdiği bir yakınına yaptığı ziyareti canlandırmalarını istediğinizi düşünün. Alışılageldiği üzere herkesin elinde cep telefonu var. Kısa bir sohbetten sonra yavaş yavaş dikkatin cep telefonlarına kaydığı bir ortam oluşacaktır. (Yapılan uygulamalarda böyle olmuştur) Bir süre sonra ortalık sessizliğe büründüğünde lider seyirci konumdaki grupla durumu tartışmaya açar. Neden böyle olmuştur. Bu durum normal mi? Ziyaret edilen kişi gerçekten ziyaret edilmiş sayılır mı? Bu durum nasıl değişir? Özellikle cep telefonunun hayatın bir parçası hâline geldiği bir dünyaya doğan çocuklar ve gençler bu durumun normal olduğunu düşünüyorlar. O nedenle bu konuda farkındalıkların oluşması, üzerinde düşünmek, tartışmak, akıl yürütmek ve evrensel entelektüel değerlerle ilişkilendirmek, değerlendirmek ve giderek tiyatronun gücünden yararlanmak çok önemli.

Kısa bir örnek de reklam dünyasından verebiliriz. Hedef kitlesi gençler olan bir giyim mağazasının reklamında iki genç kız bir de delikanlı yer alıyor. Genç kızlardan birine mağazada satılan ürünler giydirilmiş ve delikanlı ile el ele koşarak uzaklaşırken ikinci genç kız klasik bir giyim tarzı ile geride kalmış, ümitsizce arkalarından bakıyor. Bu reklamda yer alan alt metinde “eğer bu mağazanın ürünlerini kullanırsan seçilirsin, yalnız kalmazsın. Aksi takdirde diğer genç kız gibi yalnız kalırsın.” deniliyor. Ayrıca seçme yetkisi de erkeğe verilmiş.[1] Bu reklamı gören kişi o mağazanın önünden geçerken belki de farkında olmadan, adlandıramadığı bir yalnız kalma korkusu ile mağazaya yönelip alışveriş yapacaktır. Bu reklam grupla incelenip canlandırıldığında, ortaya çıkan hikâye mutlaka, seçme/seçilme, yalnız bırakılma gibi konular çevresinde oluştu. Grup üyelerinin öylesine görüp geçtiği reklam ete kemiğe bürününce işin şekli değişiyor, yeni farkındalıklar ortaya çıkıyor. Aslında verilen bu alt metinlerle biz özgür irademizle seçimlerimizi yaptığımızı zannederken hiç de öyle olmadığını bu çalışmalarla fark ediyoruz. Ayrıca, reklamlarda kadına ve erkeğe verilen rollerle toplumsal cinsiyet rolleri yeniden üretilerek pekiştiriliyor. Bu reklamda erkeğe seçme kadına seçilme, bekleme görevi verildiği gibi genellikle reklamlarda kadınlar ev ortamlarında, mutfak, çocuk bakımı, güzellik ürünleri vb. konularla ilişkilendirilirken erkekler karar mercii, güçlü, sorun çözen konumda gösteriliyor. Böylece toplumsal cinsiyet rolleri din, eğitim, medya vb. dinamiklerin de etkisiyle yeniden üretilmiş ve pekiştirilmiş oluyor.
Sorunları farketmede ve çözüm arayışında önemli bir araç Forum Tiyatro
Günümüzde gençlerin, hata yapma, yan yollara sapma olasılığının yüksek olduğu bir dönemde okullarda rehber öğretmenlerin kişisel çabalarının da yetmediği ya da yetersiz kaldığı durumlar olabilmektedir. Bu noktada, tiyatrodan yararlanmak için Augusto Boal’in oluşturduğu Ezilenlerin Tiyatrosu “Theatre of the Oppressed” tekniklerinden biri olan Forum Tiyatro’nun kullanılması rehber öğretmenin çalışmalarına önemli katkılar sağlayabilir
Seyircisine kendi koşulları içinde kendi sorunlarına bakmasını, kendisi için doğru ve pratik değeri olan, geçerli çözümleri bulmasına yardım eden Forum Tiyatro gerçek yaşamın bir prova alanıdır. Çözümler için dışarıdan herhangi bir dayatmanın olmaması, seyircinin kendi sınırlarını keşfederek, yaşayarak içinde bulunduğu duruma bir kez daha bakması ve yapabileceği şeyleri sahne üstünde yaşayarak denemesi, deneyimleri kendi yaşamına götürmesi ve bu yolla kalıcı olmasını sağlaması bu tarz tiyatroyu önemli kılmaktadır
Forum Tiyatro ilköğretim ikinci kademe son sınıftan itibaren tüm okullarda uygulanabilir. Özellikle lise çağındaki gençler için önemli bir eğitim aracıdır. Öğrenciler bir yandan tiyatro yapmanın, bir sanat alanıyla uğraşmanın ve ekip olmanın keyfini yaşarken, diğer yandan birlikte düşünerek, kendilerine ayna tutarak, sorunları üzerinde konuşarak, tartışarak bir farkındalık sürecinin yanı sıra, paylaşılan sorunların sahne üstünde nasıl biçimlendirileceğine ortak karar vermenin sorumluluğunu yaşarlar.

Forum Tiyatro’nun gerçekleşme sürecinde sırasıyla ön hazırlık (sorunların tesbiti ve sorunlarla ilgili kısa bir oyunun hazırlanması), büyük gruba oyunun sunumu ve seyircinin katılımı ile sorunlara çözüm arayışı gerçekleşir.
Sorunu yaşayanlardan oluşan bir grupla oyunu çıkarmak en doğru yoldur. Bunun iki nedeni vardır. Genç eğer bir sorun yaşıyorsa bu sorunu en iyi bilen, yetişkinlerle ya da yaşıtlarıyla hangi noktalarda çatıştığını en iyi tanıyan ve gösterebilecek kişi yine kendisidir. İkincisi, oyun çıkarma sürecinde kendisini ve çevresini gözlemleyerek soruna çok yönlü bakma, gözlem yapma fırsatı elde edecek ve bunu beden diliyle ifade etme yoluyla bu sürecin kendisinde sağaltıcı bir etkisi de olacaktır. Bu sürecin temel amacı 1) Katılımcıların içinde bulundukları durumu görmelerini sağlamak, 2) Bu durumun temel nedenlerini analiz edebilmek, 3) Sosyal adalet ve toplumsal barış ilkelerine uygun olarak bu durumu değiştirmeye çalışmak.
Oyunda dekor, kostüm, ışık vb. tüm öğeler minimal bir anlayışla hazırlanarak, seyircinin oyuna katılım sürecini pratik bir şekilde gerçekleştirmesine izin vermelidir.
Forum tiyatronun sergilenmesi:
Hazırlanan 10-15 dakikayı geçmeyen ön oyun, hedef grubun sayısı 150’yi geçmeyen seyirci topluluğuna sergilenir. Oyun başlar ve krizin en tepe yaptığı noktada kesilerek Joker (sahne ile salon arasındaki trafiği düzenleyen kişi) sahneye gelir ve “gördüğünüz gibi arkadaşınızın bir sorunu var ve bunun çözümü için siz ona yardım etmelisiniz. Siz olsanız ne yapardınız?” diye sorar. Seyircilerden sahneye gelerek sorunu bu kez çözüm önerilerini de oynayarak göstermelerini ister. Seyircinin, eğer isterse oyunu istediği bir noktasından yeniden başlatabileceğini, yeni bir karakter ekleyip oyunu sürdürebileceğini ve çözüm önerisini gelip sahne üstünde deneyerek arkadaşlarına gösterebileceğini söyler
Forum:
Oyun, seyircinin oyuncuya dönüşmesiyle doğaçlama olarak devam eder. Gelen öneriler hangi yeni durumları yaratırsa oyuncu grubu ona uymak ve onun gereklerini yerine getirmek zorundadır. Sahne üstünde gerçekleşen her şey gerçeğe uygun olmalıdır. Gerçek yaşamda hiçbir şey kolay kolay değişmez. Güç sahipleri ellerindeki gücü kolay kolay bırakmak istemeyebilir. Bu nedenle tam bu noktada oyuncular seyirci-oyuncunun önüne tüm olumsuz durumları da sergilemelidir ki seyirci yaşamda da benzer durumlarla karşılaşabileceğini görsün. Her seyirci-oyuncunun sergilediği çözüm önerisinden sonra Joker salona dönerek “ne dersiniz bu uygulanabilir bir çözüm mü?” diyerek salonun görüşünü, onayını almalıdır. Böylece seyirci önerinin uygulanabilir olup olmadığına karar verir. Bu şekilde, bulunan çözüm önerileri kendilerinin görüşlerine açılmış, onayına sunulmuş olur. Geçerli bir çözüm önerisi buluncaya kadar oyun devam edebilir. Ancak her zaman geçerli, salonun onayladığı çözüm önerileri bulunamayabiliyor. Böyle durumlarda bile sahnedeki süreçler öğrencilerin kendilerini sahnede görmelerine, çözüm arayışlarına, o sorun üzerinde çok yönlü olarak düşünmeleri ve empati kurmalarına neden olur.

Tamamlayıcı Öğe Olarak Uzman Görüşü
Forum Tiyatro’nun en önemli bölümlerinden biri de forumun sonunda o sorunla ilgili bir uzmanın sahneye çıkıp seyirciyi bilgilendirmesidir. Örneğin, eğer konu sağlık sorunuyla ilgiliyse, bir uzman doktor, yasalarla ilgili bir sorun ise bu konuda bilgi sahibi bir kişi, bir avukat davet edilerek konuyla ilgili bilgilendirici bir kısa konuşma yapması çalışmanın amacına ulaşmasında tamamlayıcı olur.
Okullarda yapılan çalışmalarda PDR öğretmenleri bu konuda yardımcı olabilir.
Sonuç
Günümüzde özgürlük, eşitlik, demokrasi gibi kavramların giderek içinin boşaldığı, anlamını yitirdiği görülüyor. Her geçen gün -özellikle cep telefonları, bilgisayar oyunları vb. teknolojiler yüzünden- insanlar kurdukları küçücük dünyalarda birbirlerinden uzaklaşarak, yalnızlaşarak yaşıyorlar. Son zamanlarda giderek yaygınlaşan “Yapay Zekâ” bu yalnızlığa alternatif ama gerçek olmayan sanal dostlukların kurulduğu yeni ilişki biçimleri ortaya koyuyor. Sanal ile gerçek arasındaki ayrımın önemi ve farkı anlaşıldıkça insan, zaman içinde yanındakini fark edecek, kıymetini anlayacaktır.
Geleceğin dünyasında bizleri neler bekliyor bilmiyoruz. Bazen dile getirilen bu çalışmalar, gelişmeler karşısında çok naif kalıyor gibi gelse de her şeyin temelini insanın oluşturduğu inancı, ısrarla ilişkilerin sorgulandığı, üzerinde düşünüldüğü ortamlardan vazgeçmememiz gerektiğini kulağımıza fısıldıyor.
Dipnot
[1] Telif sorunları olabilme kaygısıyla reklamın aslına burada yer veremedik.
Kaynakça
1. Gündoğdu H. 2009 Eleştirel Düşünme ve Eleştirel Düşünme Öğretimine Dair Bazı Yanılgılar. Sosyal Bilimler 7/1 (2009) S.57-74 57 Sosyal Bilimler Yıl: 2009 Cilt: 7 Sayı: 1 Celal Bayar Üniversitesi S.B.E
2. Eleştirel düşünme becerisi öğretim programı tasarısının uygulanmasını etkileyen faktörler. Available from:https://www.researchgate.net/publication/320983654_Elestirel_dusunme_becerisi_ogretim_programi_tasarisinin_uygulanmasini_etkileyen_faktorler [accessed Jul 05 2018].
4. Paul ve Elder akt. Şenşekerci E, Bilgin A. 2008 Eleştirel Düşünme ve Öğretimi U.Ü. Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi Yıl: 9 Sayı: 14, 2008/1
5. İpşiroğlu Z. 1992 Eleştirinin Eleştirisi. İstanbul: Cem Yayınevi, s.8
6. Gündoğdu H. 2009 Eleştirel Düşünme ve Eleştirel Düşünme Öğretimine Dair Bazı Yanılgılar. Sosyal Bilimler 7/1 (2009) s 57-74 57 Sosyal Bilimler Yıl 2009 Cilt: 7 Sayı: 1 Celal Bayar Üniversitesi S.B.E
TEB Oyun Dergisi‘nin 52. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.






